Bahar birden gelir. En azından Ankara’da böyledir. Uyanır insan bir sabah ve camdan baktığında karşısına dikiliverir bahar. Eşi benzeri olmayan bir yaşama hevesi doğar içinde.
Göz kamaştıran aydınlık; günlerdir yağmur altında kalmış, her tarafı ıslanmış yere, toprağa, çayıra, ağaca, yollara, kaldırımlara, binalara, parklara boca eder ışığını. Hava çok sıcak olmasa da öyleymiş gibi görünür. Ansızın ve olanca gürültüsüyle gelir bahar. Çiçekler patlar her tonda renkleriyle, memurlarla dolup taşan pazar yerleri ısınır, Kuğulu Park ağırlar yediden yetmişe misafirlerini, Sakarya’da birahaneler sokağa çıkarırlar iskemlelerini ve bütün kent “Gel,” der, “çık evden, gel..”
s.43