“Seni seviyorum,” diye fısıldadı. “Sevmeyi hiç bırakmadım.”
Gergin bekleyişin sonuna geldik. Kitabı bitirdim. Aslında içinde benim ciddi anlamda asla asla kabul edemeyeceğim malum olay var. Fakat arkadaşlarımın gazı ve kitabın puanına dayanamayıp başladım.
Valla kitabı sevdim ben. Yazarın kalemini, karakterleri falan hoşuma gitti. Fakat yine de tam puan vermem mümkün değil çünkü olayı aşamıyorum.
Ayrıca karakterlere çok kızgınım. Çocukluk aşkı, arkadaşlıkları o kadar güzeldi ki büyüdükçe beyniniz nereye gitti sizin diye sorgulattılar bana.
Percy bana göre yaptığı şeyin bedelini ödedi ya. Aradan geçen onca yılın ardından hala hayatına devam edememesi ayrıca yaşadıkları ve kendini herkese kapatması, pişmanlığını hissetmemi sağladı. Kendini asla Sam’e layık görmemesi, her konuşmada iç sesinden okuduklarım beni üzdü.
Sam ise kitabın aklı başında olan karakteri derken saçmalamakta sınır tanımadı. Tamam kız zaten hatalı da abi o tavırlar, o laflar ne alaka yahu! İster istemez yaşananlarda eşit derecede payları olduğunu düşünüyorum.
Malum olay keşke olmasaydı en azından bende o kişiyle olmasaydı isterdim evet ama yazarın bunu farklı yansıttığını düşünüyorum. Tenimi kaşındıran bir şey gibi hissediyorum üzerimde resmen. Yazarın olayı normalleştirip üzerini kapatmaması da benim için büyük artı oldu.
Yüzleşmelerini okumak çok güzeldi. İkisininde ne kadar yaraları olduğunu hissettim. Ayrıca ikiside kendi payına düşeni kabul etti.
Bir tık daha fazla okumak istediğim kısımlar olmadı diyemem. Biraz daha uzun olsaydı keşke. Bence konuyu tam olarak bilerek okumalısınız. Karakterler sanki gerçekten varmış gibi hissettim. Duygusal olarak bana geçen bir hikaye oldu ama maalesef dediğim gibi aşamadığım olaydan dolayı tam puan veremiyorum. Kırmızı çizgim.
Ayrıca kitabın sonundaki tartışma soruları çok iyiydi. Bence yazarda farkında hissettiklerimizin ve bunu konuşma ihtiyacımızı biliyormuş gibi sorular hazırlamış. Sevdim.