Puan vermedi·114 syf.····Okunma: 23 Mayıs 2023 23:34 Bocheński, kaleme aldığı bu metinde bilgi ve varlık felsefesini mantıksal bir çerçeve içerisinde işlerken ünlü düşünür ve filozofların fikirlerini ele alıp, değerlendiriyor. İsa’dan önce beşinci yüzyılın sonlarına doğru öne sürdüğü önermelerle günümüze kadar ulaşmayı başaran Yunanlı filozof Gorgias’ı ön planda tutarken, aradan iki bin yıl geçtikten sonra ortaya attığı fikirlerle büyük bir etki yaratan Descartes’ın düşünüşünü gözler önüne seriyor, bir noktada karşılaştırma yapıyor.
Hiçbir şey var değildir, neden?
Varlığın var olması kadar ilgi çekici diğer nokta da yokluğun yok olmasıdır. Eğer yokluk denen bir şey var olsaydı o zaten varlık olmuş olurdu. O yüzden yokluk yoktur. Aksi takdirde bir varlık varsa o ezeli ve ebedi olarak hep var olmak durumunda, bir bütünlük ve süreklilik arz etmelidir. Bu nedenle var olan; başlangıcı olmayan, sınırsız olarak bilinmelidir. Onu meydana getiren bir şeyin olması da bu durumu olanaksız kılar.
Herhangi bir şey var olsa bile bilinemez mi?
Duyular bizleri gerçekten yanıltır mı? Yaradılıştan bu yana insanın aklında bulunan tüm apriorileri ele alarak duyularımızın, bizleri pek çok kez yanılttığını söyleyebiliriz. Ayrıca metinde verilen birçok örnek bu yargıyı desteklemiş, kolay ve sade biçimde açıklamıştır. Bizler de düşünme eylemine kısa bir süre tanırsak, pek çok örneğin aklımıza hücum edeceğini ön görüyorum. Bu nedenle değerlendirme içerisinde örnek vermemeyi tercih edeceğim.
İnsanlar doğruluğu kanıtlanmamış her şeye şüpheyle, kuşkucu bir tavırla yaklaşmayı doğası gereği benimsemiştir. Örneğin, bir şeyin bilinemez olduğunu öne sürersek, bu durumun doğruluğunu kanıtlamak, kesin bir cevap ortaya koymak için çabalarız. Bunun akabinde ulaşacağımız net bir yanıt karşılığında bu önermenin geçersiz kaldığını da ifade etmiş oluruz. Bu önermeyi yaşadığımız dünya içerisinde, gündelik örneklerle daha basit bir biçimde ele almayı denersek, gerçeklikte düzenli yasalar var olduğu halde görünüşün böyle bir düzen göstermediğini fark ederiz.
Herhangi bir şey bilinebilse dahi, bu bilgi başkasına aktarılamaz mı?
Bilgiyi bir başkasına aktarmak için ortak bir iletişim aracı olan dili kullanırız. Bu iletişim, çoğu zaman kullanılan sözcüklerle gerçekleşir. Sözcüklerin anlamları, farklı anlam dünyalarında farklılaşır. Diğer bir deyişle anlatıcının anlatmak istediğiyle anlayanın ulaştığı sonuç hiçbir zaman tam ve eksiksiz değildir. Bu söylediklerimizden yola çıkarak tamamen doğru bir şekilde bilgiyi başkasına aktarmanın yolu olmadığına ulaşırız.
Tüm bu önermelerden çıkardığımız sonuca gelecek olursak, Gorgias’ın fikirlerini kendime pek yakın buluyorum. Eksik bulduğum kısımların var olmasıyla beraber bu önermelerin zamanla geliştirilebilir olduğuna inanıyorum. Bizler için önemli bir konu, belki de problem haline gelen varlık felsefesinin bilgi kavramıyla ilişkisi bakımından güçlü ve önem arz eden bir metindi.
tsk gulnur canimsin