Gönderi

Puan vermedi·360 syf.··
2023 29. kitabı
“Genç bir adam, genç ama çok da genç değil. Versailles Sarayı’nda bir yerde, binanın kollarından biri ya da ötekindeki bir bekleme salonunda oturuyor. Bekliyor. Uzun zamandır bekliyor.” Bu paragrafla başlıyor kitap. İşte bu genç adam bir mühendis. Yıl 1785. Fransa Kralı, Aydınlanma düşünürlerinden aldığı ilhamla Paris’i arındırmaya niyetlenmiş. Kahramanımıza da önemli bir görev veriliyor. Bir zamanlar ücra bir yer olan mezarlığı ve içindeki kiliseyi şehrin göbeğinden kaldırmak. Beş Yıldız kapalı olan bu yerin ölüleriyle beraber bu topraktan taşınması… Bu kutsal mezarlığı ortadan kaldırmak için görevlendirilen genç ve saf mühendis Jean Baptiste ise zoraki kabul ettiği işin üstesinden gelmek için bir çok badire atlatıyor. Mezarlıktan çıkan kemikler toplumun tarihini, sosyal yapısını anlatmada çok çarpıcı bir rol oynuyor. Yetimhanede çıkan salgın hastalık sonucu toplu mezara gömülen çocuklar en çok etkilendiğim bölümdü mesela. Tabii sadece ölüler değil, Paris’te yaşayan insanlar da çok iyi anlatılıyor. Toplumsal kutuplaşmalar, yönetim ile halk arasındaki çatışma alttan alta işlenmiş. Bilim ve dini inanç çatışmalarının halktaki yansımaları kahramanlar üzerinden, öyle ahkam keserek değil, olayların içine yedirilerek aktarılmış. Bu yönüyle de çok başarılı buldum yazarı. Gelelim “saf” karakterimize. Her ne kadar bilimsel bir eğitim almış, kültürlü biri olsa da yöneticilerin kuklası olmaktan öteye geçemez. Geleneği değil geleceği savunsa da gelecek konusunda kaygıları vardır. Paris’e geldiğinde kilise orgcusu olan müzisyenin teşvikiyle modern bir terziye gidip kendini onun ellerine bırakır ve yeşil, dikkat çekici bir takım diktirir kendine. Oysa oraya geldiğinde giydiği, babasından kalma çok daha kaliteli fakat gösterişsiz bir elbisedir. Romanın ilerleyen kısımlarında yeşil elbiseden kurtulup koyu siyah bir elbise alır. Bu giysi mevzusunu bu kadar uzatmamın sebebi karakterin değişimi hakkında güçlü bir metafor olarak kullanılmasından kaynaklı. Koyu renk giysiler adeta onun saflığını kaybettiğinin göstergesidir. Bilinçli bir karardır bu. Bu romanda beğendiğim bir başka unsur da gizemin çok tadında kullanılması. Okuyucunun merakını kazanmak, özellikle iyi bir okursa, kolay değildir. Sürükleyiciliğin temel taşı olan gizem, romanın neredeyse tümünde kendini hissettiriyor. Hiç beklenmedik olaylar ile de bu gizem taçlandırılmıştır. Burada bu roman hakkında hiç inceleme yazısı yazılmamış olması çok büyük eksiklikti bana göre. Umarım merakınızı cezbedebilmişimdir.
SafAndrew Miller · Kırmızı Kedi · 201524 okunma
··
512 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.