İlk kitaptan sonra ikinciyi beklemek tabi zor oldu ama değdi. seri sonu olmasi da bir tık üzdü beni ama yinede tatmin edici bir sondu. Olayların işleyişi zaten çok keyif vericiydi. mesefalere ve zorluklara rağmen aşklarından vazgeçmeyen bu ikiliye bayılıyorum. Kitap ilerledikçe Baran ve Leyla'nın birbirlerine yazdıkları mektupları okumak yüreğimi burktu ya. onlar nasıl mektuplar vicdansızlar. Öyle kalbe dokunan satırları vardı ki mektuplarda. Okuyunca sizde ne demek istediğimi anlayacaksınız. Dokunaklı sahnelere hazır olun yani. Yazarın da öyle bir betimlemeleri vardı ki, aşık olmamak elde değil. Böyle sizi betimlemelerine aşık eden yazar zor bulunur. Baran ve Leyla'nın tekrar karşılaşması için öyle bir gaza geldim ki, ne olduğunu anlamadan bitiriverdim kitabı. Leyla hep kaçıyordu Baran'da onu hep kovalıyor. Kitabın değişmeyen tek olayı diyebilirim. Ah Leyla ah Baran gibi bizide süründürdün, ben sana daha ne diyeyim. Aşkın ve umudun bol olduğu bu kurguda sizide içine çekmesi zaten muhtemel. Baran aşkım sen kitabın hep bir numarasısın, sana Leyla yakışır sadece. Senin karakterine bayılıyorum ya. Ne istediğini biliyorsun ve duygularını ifade ediş şekline bayılıyorum yaw. Herkese bir Baran lazım. Her Leyla'ya da Baran. Leyla da bizi az sinir etmedi ama onu da anlıyorum, güzelim benim. Baran ve Leyla çok güzel bir çift oldular bence. Gözde karakterini hiç sevemedim, sevmeyeceğim de. Ona hiç gerek yoktu bence ya ajsjsj. Nereden çıkıyor bunlar ya sürpriz yumurtadan mi? Kötü karakterlere hayır djdjd. Ama gerçi şimdi onlarda olmasa kitabın tuzu biberi ne olacak ki. Neyse çok uzatmayayım. Böyle aşkın, umudun bol olduğu kitapları seviyorsanız kesinlikle okuyun derim.
Leyla için artık kaçış sona ermiştir. Aşka teslim olmaya, Baran’ın elini tutmaya, korkularını yenmeye ve mutluluğun kapısını aralamaya hazırdır. Aylar önce, Baran’ın henüz bir yabancıyken ona otur yaz dediği romanı yazmıştır ve kitabını eline almak için gün sayıyordur.
Hayatını bir kez daha değiştirecek yepyeni bir kararın eşiğine geldiğinden ise habersizdir.
Onları binlerce mil uzakta, dünyanın başka bir ucunda yeniden bir araya getiren evrenin, Leyla ve Baran’a son bir sürprizi vardır. Leyla’nın romanından uyarlayarak kaleme aldığı tiyatro oyununda oynaması için seçilen kişi, Baran’ın eski sevgilisi Gözde’den başkası değildir. Zorlu bir çelişkinin içine düşen iki âşık, bu sisin içinden de beraber, el ele çıkabilecek midir? Yoksa yıldızları yerlerinden kaydıran aşk, Leyla ve Baran’ı bir kara delik gibi içine mi çekecektir?
Aşk, kendi yolunu çizebilir mi? Mesafeleri sıfırlayabilir mi? Aşk affeder mi ve affettirir mi?
Ama gitme, Lavinia. Hayal edenlerin, umut edenlerin, korkularını yenenlerin ve aşkla iyileşenlerin hikâyesi…