Kitabı okumaya başladığımda bu soru kafamda deli gibi dönmeye başladı. Bir bilinmezlik içindeki yokoluşta heralde bizde veronika gibi karanlığa gömülüp, bizi bu hale getirenlere sayardık, söverdik.. Aslında her şeyi kendimiz bir çıkmaza soktuğumuzu bilmeden
Kitapta 4 karakter üzerine derin incele yapılmış olup (genel olarak) imrenecek hayatların nasıl karardığı gözler önüne serilmiş. Benim için bu kitabı güzel yapan şey ölüm korkusu veya depresyonu hissetmek değil. Özgürleşmenin, özgür düşünmenin ve anı yaşamanın formülünü bulmak. Çünkü insan zaten olabilecek en kötü sonu beklerken kendini en iyi ifade ettiği durumlarda bulur. Genç bir kanser hastasının dünyayı dolaşma isteğiyle yanıp tutuşmasına karşın o hastalığa yakalanmasaydı, belki 50 yıl bulunduğu ülkeden dışarı bile çıkmak istemeyeceğini düşünmesinin altında yatan da budur. Konuyu kitaptan saptırmak istemem ama spoiler olacak diye fazla açıklayasım da gelmiyor. Ancak ilk 50 sayfada okumayı bırakmanıza karşın karşın ufak bir ipucu: karamsar başlayan kitabımız sonunda mucizeler yaşanabileceğini düşünmenizi öneririm :) Ülkemizi ve son zamanlarda yaşananları düşününce bence okunması gereken bir eser.