Baley ve insanlığı ileride derin değişimler bekliyor, bu yüzden o değişimleri yaşamadan önce bu kitabı okuduktan sonraki düşüncelerimi yazmak istedim. Dedektiflikteki yeteneği evrene nam salan Baley, bir cinayeti çözmesi için Solaria'ya gönderiliyor. Asimov karakterin iç dünyasını, bu iki dünyanın farklılığını bize yaşatıyor. Dünyada, üstüne üstlük açık hava görmeyen çelik şehirlerde kısılı kalmaya alışmış ve "dışarı"dan korkan insanlardan birinin, evrendeki en gelişmiş ve refaha ulaşmış gezegenlerden birine gönderilmesi büyük bir şok oluşturuyor tabii. Dünyada daha önce hiç kimsenin bu gezegenleri ziyaret etmemiş olması ve hiç doğrudan bilgi sahibi olmamaları da olayı daha büyük bir ölçeğe taşıyor. Baley bir yandan güneşi açıkça görebilmeye alışmaya çalışırken bir yandan da çok farklı bir kültüre sahip bu gezegende soruşturmayı yürütmek için hangi soruları sorabileceğinden bile emin olamamanın zorluğunu yaşıyor. Solaria'da insanlar, birbirlerini görmeden yaşıyor, yani fiziksel olarak görmeden. Kameralar, hologramlar aracılığıyla birbirleriyle vakit geçiriyorlar. Bir insanın fiziksel varlığının yakınında olmak onlara korkunç geliyor. Pandemiyi yaşamış olmanın ardından böyle bir gezegen kurgusunu görmek daha da etkiledi, çünkü artık insanların birbirlerinden izole yaşayabilmesinin ne kadar olası olduğunu biliyoruz. Solaria'da bu durum, aşırı gelişmiş olmalarının ve her işi robotlara bırakabilmelerinin bir sonucu diyebiliriz. Kültürleri gittikçe garip bir hal almış ve koca gezegende yirmi bin kişi birbirinden ayrı bir şekilde, kendi hallerinde takılarak yaşamaya başlamışlar. İnsan ilişkilerini ve etkileşimini unutmuşlar bir nevi, Baley'i çağırmalarının nedeni de bu, gezegende normalde suç oranı sıfır.
Kitapta yine Asimov'un sosyoloji teorileri var. Dünyadaki sosyologlara göre, dünya insanları bu gidişle yok olacak. Bu nedenle Baley'den bilgi toplamasını istiyorlar, bir çözüm arayışında. Solaria'daki hayatın ne duruma gelmiş olduğunu duyunca rahatlıyorlar, gezegenlerin gelişimi bu yönde olduğuna göre endişelenmelerine gerek yok. Her gezegende yaşama süresi artacak, nüfus kontrollü bir azlıkta tutulacak ve dünyayla uğraşmayacaklar. Ama Baley yalnızca Solaria'ya bakarak genellemenin yanlış olduğunu, diğer gezegenlerin de Solaria'ya bakarak ders çıkarabileceğini biliyor. Okuyucu olarak biz de bunun farkındayız. Sonraki kitaplarda nelere yol alacağımızı merakla bekliyorum.
Ek not: Kitapta, insanların ne kadar gelişmiş olurlarsa olsunlar kendilerini çeşitli korkulara hapsettiklerini görmek ilginç. Solarialılar onun fiziksel olarak yakın olmasından korkarken Baley de onların toprağa, doğaya nasıl bu kadar pervasızca dokunabildiklerini düşünüyor. Ama kitabın sonunda Baley zihnindeki duvarları aşıyor, açık havaya, geceye bakıyor ve dünyada çelik duvarların arasında aslında ne kadar tutsak olduğunu anlıyor. Geri dönemeyeceği şekilde değişen Baley umarım başka gezegenlerde yaşama fırsatı bulur.