Destek Yayınları’nın son zamanlarda pek popüler olan Felsefe Serisi’ne ait bu kitap, onlarca baskı yapmış: bendeki 46. Baskı. Düşününce, sevindirici. Felsefe gibi toplumumuzun genelinin mesafeli durduğu bir alana böylesine bir ilgi olması beni mutlu etti.
İlk bakışta biyografi kitabı gibi geliyor insana-en azından bana- ama aslında elbette ki öyle değil. Tabii ki Hallac-ı Mansur’un hayatına dair bilgiler de ediniyoruz kaçınılmaz olarak ama kitap daha çok fikirleri üzerinden düşünmeye teşvik ediyor okurunu. Ve bunu çok yalın, çok anlaşılır bir dille yapıyor. Ki bence bu felsefe serisinin bunca sevilmesinin en önemli nedenlerinden biri işte bu özelliği. Hemen herkesin anlayabileceği bir dile ve akıcılığa sahip olması. Felsefe ile düzenli olarak hemhal olan birine yüzeysel ve belki de biraz sıkıcı gelebilir ama pek de felsefe ile ilişkisi olmayan biri için güzel bir başlangıç olabilir.
Zaman zaman düşünmeye teşvik edici kısımların üslubu nedeniyle “Ay bu resmen gizli kişisel gelişim kitabı!” desem de keyifle okumaya devam ettim. (Kişisel gelişim kategorisinden hoşlanmayanlardanım.)
Yormadan, üzmeden düşündüren, aynı zamanda dinlendiren, su gibi akarken iyi hissettiren bir okuma oldu benim için. Serinin diğer kitaplarına bakmaya başladım bile.
Kitaptan alıntılara topluca ulaşmak isterseniz, blog sayfamı ziyaret edebilirsiniz:
dondurmakutusu.wordpress.com/2023/04/11/hall...