·472 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Ekim 2022 18:31 5 Nisan 2019’da Bangladeş’te yaşarken okuyup bitirmişim Kapak Kızı’nı. Hemen yorum yazmış ve şu cümleleri kurmuşum: “Birbirlerine bu kadar yakın, birbirleriyle sohbet eden bu insanlar hayatlarındaki ortak noktayı keşfedecekler mi? Şebnem’in böyle bir şeyi neden yaptığını öğrenecekler mi? Şebnem şu an ne yapıyor?… Ayfer Tunç kitapta Şebnem’e hiç söz vermiyor. Bunun için 2010’da Yeşil Peri Gecesi’ni yazıyor. Sanırım biz de sorularımıza o kitapla cevap buluyoruz. Henüz okumadım ama çok merak ediyorum.”
Üzerinden 3 buçuk yıl geçiyor ve ben daha yeni Yeşil Peri Gecesi’ni okuyabiliyorum. “Şebnem şu an ne yapıyor?” Ah bu soru. Kitap adeta “Al bak bakalım Şebnem ne yapıyormuş. O dergiye o pozları neden vermiş bilmek mi istiyorsun. Hayhay” der gibi bir bir yüzüme vurdu cevapları.
Kitap çocukluk, gençlik ve şimdi arasında gidip geldi. Her sayfada sanki bir bilmece çözer gibi her şey yerli yerine oturmaya başladı. Ara ara Şebnem’in yaşadıklarından dolayı nefesimin kesildiği okumakta zorlandığım oldu. Gözlerim hep dolu doluydu. Sonu istediğim gibi bitmeyecek diye hop oturup hop kalktım ve sonunda bitirdim.
Daha az detay vererek nasıl anlatılır bu soluksuz kitap bilmiyorum. Sadece “Ah Şebnem, ah canım benim” diyebiliyorum. 460 sayfa resmen akıp gitti. Ve aklımda Şebnem’in hepimize sorduğu soru yer etti.
“Riyanın altın çağını yaşadığı bu dünya artık bir çirkef çukurudur. Siz hala bu dünyaya inanıyor musunuz?”