Diyalektik …
Puan vermedi·55 syf.··
2023 267. kitabı
Josef Stalin, “Toplumun varlığı; toplumdaki yaşam koşulları nasılsa o toplumun düşünleri, teorileri, politik görüşleri ve politik kurumları da öyledir.” diyor. Kendi değişimimizi sağlamadığınız sürece tarihin seyrini nasıl değiştireceğiz? Diyalektik, Heraklitos’un “aynı ırmakta iki kez yıkanılmaz” sözü ile evrendeki sürekli değişimin tanımıdır. Hegel’e gelindiğinde ise diyalektik, bütün düşüncenin ve varlığın sürekli gelişimi, değişimidir. Antik Çağ da yine değişimin ve gelişimin sürekliliği olarak ele alınmıştır. Marks ise maddenin daimi değişiminin bilince yansımasıyla bu sürekliliğe anlam getirmiştir. Diyalektiğin açılımında son nokta; dünyanın, varlığın ve düşüncenin sürekli değişim içinde olmasıdır. “Türkiye Cumhuriyeti’nin diyalektiğinin bel kemiğini ise kuşkusuz geçmişini bilen, geleceğe koşan Türk gençleri oluşturmakta.” “Değişmeyen tek şey değişimdir. Şüphesiz evrensel olarak insanoğlunun diyalektiğinin tek mimarı ise gençliktir.” Asırlardır süren bir kuşak çatışması, geçmiş neslin günümüze, günümüz neslinin de cehalet kelepçesinin kavradığı ellerle geçmişe tüfek kaldırdığı sakıncalı piyadelerle yirmi birinci yüzyılda da hala aynı hararetle sürüyor. Bunun için; “zihniyet farklarının çatışması” deyimi yine yerinde olacaktır. Bu çatışma da ne yazık ki yalnız öğrendikleriyle yetinen, yaratıcı olmayan bazı eski nesil ve geçmişe kapalı olan bazı yeni nesil insanlardan ileri geliyor. Bunun yanında da kafası geçmişin yanında geleceğe de kapalı olan gençler de mevcut. Bunlar da Orhan Veli’nin deyimiyle “ölü doğmuş çocuklar” sınıfına giriyor. Kafalarının eskiye kapalı kapısı kötü bir durum teşkil ediyor fakat yeniye kapalı olması da tam bir hilkat garibesi niteliğinde. Kuşak çatışması işte buradan doğuyor kanımca, eskilerin yenileri kabullenmemesi, yenilerin eskilere sırt çevirmesiyle gelen bir karşıtlık. Geçmiş nesilden gelenler bilinçaltında kabul edilmiş ve bir gelenek halini almış. Sanki bunlar değişmez bir gerçekmiş gibi bazı insanlar bunlardan öğrendikleri dışında her şeye karşı çıkıyorlar. O gerçeklerin dışında gerçekler olabileceğine her ne hikmetse inanmıyorlar. Bu yeni gerçekleri getirecekler de gençler olunca, bu gençlerin çoğu eski kuşakların üzerinde “sakalımız yok ki dinletelim” havasında pek de etkili olamıyor ve gençlerden bir şeyler öğreneceklerine, gençler sayesinde bir toplumun ilerleyeceğine eski nesiller burun kıvırarak bakıyorlar. O kabullendikleri doğruları, şimdiye kadar bütün öğrendikleri, hayatını idame ettirdiği geçmiş yanlışları silmeye gelince de gururları kabarıyor, itiraz ediyorlar. Oysa aydın bir insan, diyalektik olarak kendinden sonra da bu dünyaya farklı değerler geleceğini bilmelidir. Buna inanan bir insan isterse yüz yaşında olsun benim gözümde yaşlı bir insan değildir. Gençler, ülkümüz daima ileri gitmekse, tanımı değişimin sürekliliğine dayanan diyalektik benliğimizdir. Türkiye Cumhuriyeti başarıya diyalektiği yan değil, gülen gözlerle karşılayan aydınlar ve diyalektiğin kurallarını tam anlamıyla uygulayan Türk gençleri sayesinde ulaşacaktır. Her daim diyalektik olabilmeniz dileğiyle, diyalektik kalın.
1000Kitap
Diyalektik Materyalizm ve Tarihsel MateryalizmJosef Stalin · Bilim ve Sosyalizm Yayınları · 2015602 okunma
·
360 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.