İnsan bir anlam arayışına girdiğinde farkında olmadan mı çağırır o sürprizleri ve dönüm noktalarını bilinmez ama geleni nasıl karşıladığımız belirler kim olduğumuzu. Kitabın başından sonuna kadar soruyor, sorguluyoruz fakat sonuna geldiğimizde biliyoruz ki hiçbir şey yaşanmadan bilinmez.
İnsanın aileyle birlikte gelen köklerinin, yaşanmışlıklarının bir ihtiyaç olduğunu düşünürüz. Annesinin, ailesinden bağımsız kurduğu yaşamda geçmişle kapanmamış bir hesaplaşma var gibi hissederken; Can'ın sadece annesi ile geçen çocukluk ve ilk gençliğine bakınca bir boşluk, eksiklik hissiyatı oluşuyor. Peki gerçekten öyle midir? Aile bağları dediğimiz kavram kalabalıkları mı kapsar, o köklere gerçekten ihtiyacımız var mıdır?
Sadece bu da değil; Can'ın kitap boyunca kurgunun hep bir köşesinden kendini hatırlatan rahatsızlığı daha ilginç soruları beraberinde getiriyor. Hayatı yaşanılır kılan şey zaman zaman ortaya çıkan coşku ve heyecan dolu anlar ise ve bu anlar hayatınızı tehdit eden bir rahatsızlığa sebebiyet veriyorsa hayata dair umudunuzu nasıl korursunuz?
Yazardan okuduğum ikinci kitap ve kesinlikle çok etkileyici bir kalem olduğunu söyleyebilirim. Yine karakterle bütünleştiğiniz, o empatiyi son derece doğal bir şekilde okura giydiren bir anlatım mevcut. Hayatın içinde dolaşıyoruz ve her zaman aklınıza takılabilecek sorulara hiç ummadığınız cevaplar verdiriyor yazar. Kitaptaki dostluğa imreniyor, aşkın çok farklı halleriyle karşılaşıyor ve aile kavramını derinlemesine irdeliyoruz. Çok keyifli bir okuma oldu, kesinlikle tavsiyemdir.