Elena Armas yazarın ikinci kitabını da okuyup bitirdim sonunda ve hislerim karmakarışık. Çünkü... Tamam kabul ediyorum kitap güzeldi ama ilk kitapta hissettiğim sıcaklığı tam hissedemedim. Kitabın akıcılığı, dili, karakterleri ve olay örgüsü gayet iyiydi. Yazar bu kitapta biraz daha ustalaşmış su gibi aktı kitap ancak beni çokta heyecanlandırmadı diyebilirim sanırım. Tabi karakterler daha başka olaydı. Rosie'nin karakterini sevdim. Bir çılgınlık yapıp tüm hayatını etkileyecek kararlar vermesi beni kendisine hayran bıraktı. Lucas ise daha başka... İlki gerçekten de şeytan tüyü var ve bazen sinir olsam da kendisini sevdirmekten de geri kalmadı. Geçmişinde yaşadığı ve tüm hayatını etkileyen olayı yaşayınca kendisini nasıl soyutladığını az çok anlayabiliyorum. Aralarında ki ilişki ise tam huzur verici. En başından beri birbirlerine dürüst olup arkadaş olmaları, komiklikleriyle birbirlerini tamamlamaları, klişelerden ikisininde hoşlanması daha en başından itibaren hissettirdi kendini. Olaylar, konuşmalar iyiydi de işte tuhaf bir şekilde samimi bir his oluşmadı bende. Bir şey eksik gibiydi ama tam bilemiyorum. Yine de boş bir zamanınız da Lucas ve Rosie'nin dünyasına bir şans verin derim.