Gönderi

Puan vermedi·120 syf.··
2023 29. kitabı
Kitabın açılışı, Aziz John’un mektubundan alıntılar ile yapılmış: “Sevgi, Tanrı’ya aittir ve insanın sevdiği ve bildiği her şeyin sahibi Tanrı’dır. Sevmeyen insan, Tanrı’yı bilmiyordur çünkü Tanrı, sevgidir.” İlk öyküde, yoksul bir kunduracı olan Simon, karısı Matryona’ya söz verdiği, koyun postundan kabanı almak için yola çıktığında hayatının değişeceğinden habersizdir. Kilise kapısında rastladığı çıplak adamı önce hırsız sanar, sonra dayanamayıp üstündekileri ona giydirir. Eve döndüğünde ne koyun postundan kabanı ne de cebinde parası vardır. Yanında bir yabancıyı getirdiği gibi içtiği votka yüzünden sarhoştur üstelik. Sonradan bir melek olduğu anlaşılacak olan Michael, Tanrı’dan şu mesajı iletmektedir: “Üç hakikati öğren: İnsanın içinde ne vardır, insana ne verilmemiştir ve insan neyle yaşar?” Bu soruların yanıtı yine Melek Michael’dan gelir “İnsanın içinde sevgi vardır. Gerçek inananda bu sevgi Tanrı sevgisidir, Tanrı’nın ta kendisidir. İnsana kendi ihtiyaçlarının ne olduğu bilgisi verilmemiştir. İnsan içindeki Tanrı ile yaşar.” Tolstoy kendi dinî felsefesini Melek’in yanıtı ile özetlemektedir. Bir başka öykünün karakteri olan çiftçi Pahom, hırsı ve açgözlülüğü yüzünden Şeytan’ın oyununa gelir. Daha fazla toprak uğruna elindeki avucundaki kaybeden Pahom, sonunda kendi boyu kadar bir toprakla kalmış, bir metre seksen santim uzunluğundaki mezarına konmuştur. Öldüğü zaman kendine ait kalan toprak parçası bu kadardır. Hayatının bir döneminde Marksizm etkisi ile Tolstoy’un topraklarını işçilerine dağıttığı, bu yüzden ailesi ile arasının açıldığı biliniyor. 1995’te yazılmış bir kitapta yer olan öyküler, belli ahlaki değerleri yazarın bakış açısına göre sunmakta, bu özelliği ile evrensel bir özellik taşımamaktadır. Tolstoy’un ortaya koyduğu bu ilkeler ile “Hıristiyan anarşizmi” kavramını hayata getirdiğini, sonucunda Ortodoks Kilisesi’nden aforoz edildiğini belirtmek gerekir. Tolstoy ortaya yeni bir ahlak anlayışı koyuyor, buna da “Sevgi” diyor. Okura aktarılmış olan bu görüşün sorgulanabilir bir yanı bulunmuyor. Yazarın görüşü okura kesin sınırlar ile tanımlandığı için, iki seçenek kalıyor; kabul etmek ya da etmemek. Belli bir görüşü dikte eden bu öykülerin masal formunda yazılması uygun olmuş. Keskinlik masal dünyası içinde bükülmüş, okur için yumuşak bir hâl almış. Ancak geleneksel masallardan farklı olarak ana kahraman bir değişime ya da dönüşüme uğramıyor. Yan karakterlerin daha belirgin roller oynuyor, yarattıkları etkiler daha belirgin oluyor. Hikâyenin tüm ögeleri bir fikre hizmet ediyor, Tolstoy’un doğru olduğuna inandığı ahlak fikrine. Anna Karenina’nın yazarının zaman içindeki değişim ve dönüşümüne güzel bir örnek olan İnsan Neyle Yaşar? Bu açıdan önemli bir eser. Hayatı boyunca yaşamın nasıl bir şey olduğunu anlamaya çalışan Tolstoy’a verilecek en iyi yanıt, Dünyayı güzellik kurtaracak, bir insanı sevmekle başlayacak her şey ile Kitabı herkesin okumasını tavsiye ederim çok sürükleyici bir kitap
1000Kitap
İnsan Ne İle Yaşar?Lev Tolstoy · Koridor Yayıncılık · 2020234,1bin okunma
·
42 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.