Puan vermedi·349 syf.··
2023 5. kitabı
Uzun bir süre önce okuduğum bir kitap. Kimilerine göre ütopik, kimilerine göre distopik bir eser. Gelişen teknoloji ile günümüzle de kıyaslanıp düşünülmesi gerekiyor aslında. Tam olarak bu şekilde olmasa da irademiz kısıtlanıyor mu gözden geçirmeliyiz. Düşünerek okunması, çıkarımlarda bulunulması gerekiyor bence. Bana farklı bir bakış açısı kattı. Size de kayda değer şeyler katacağını düşünüyorum. Aşağıya bir de kitap üzerine yazdığım bir incelememi bırakıyorum. İyi okumalar :) SPOİLER İÇERİR!!! Cesur Yeni Dünya bir tarafta ilkelliğin dip noktalarını diğer tarafta ise toplumsal refahın zirvesini gösteriyor bize. Buradaki toplumsal refah sözünün güzelliğine aldanmamak gerekiyor. Zira bu refah aynı zamanda insanı insan yapan birçok değerden uzaklaştırıyor. Kitapta bir dünya devleti kurulmuş ve bu dünyada iki tür toplum şekli bulunmakta olup bir taraf ilkel (vahşi) toplum diğer taraf ise modern toplum olarak görülüyor. Devlet bölgelere ayrılıp denetçiler tarafından yönetiliyor. Bu dünya devletinin sloganı cemaat, özdeşlik, istikrar. Bu temeller üzerine kurulmuş bir dünya devleti. Distopik bir eser olan Cesur Yeni Dünya’nın modern kısmında kuluçka merkezlerinde yetiştirilen insanlar sınıflara ayrılıp buna göre uykuda bilinç altına yerleştirme gibi şartlandırma yöntemleriyle bir nevi kast sistemi oluşturup aynı zamanda bu durumdan kimsenin şikayetçi olmamasını sağlıyor. Her sınıf yapacağı işe göre şartlandırılıp zeka seviyesi, fiziksel özellikleri vs. birtakım kimyasal maddelerle belirleniyor. Zihinlerine işlenen kesin doğrularla kendi sınıflarının en iyi olduğuna inanıyor ve daima mutlu oluyorlar. Modern olarak görülen bu sistemin insanlara uyguladığı şey aslında köleliği sevdirmek. Kitapta bu insanların durumu şu şekilde anlatılıyor: “Dünya şu anda istikrara kavuşmuş durumda. İnsanlar mutlu; istediklerini alıyorlar ve ulaşamayacakları şeyleri de asla istemiyorlar. Refahları yerinde; emniyetteler; hiç hastalanmıyorlar; ölümden korkmuyorlar; ihtiras ve ihtiyarlıktan habersiz ve bundan da çok memnunlar; veba gibi bir illet olan anne ve babaları yok; güçlü duygular hissedecekleri eşleri, çocukları ve sevgilileri yok; şartlandırmaları uyarınca davranmaları gerektiği gibi davranmak zorundalar. Herhangi bir sorun çıkması durumunda da soma var.” Soma insanlar bu bütün şartlandırmalara rağmen mutsuzluğa kapılırlarsa aldıkları bir çeşit uyuşturucu hap ama bu uyuşturucunun herhangi bir yan etkisi yok. Soma bir sürelik mutlu bir tatil imkanı sağlıyor, dönüşte ise hiçbir sorun olmuyor. Bu çok mutlu dünya mutluluğu verip özgürlüğü ve iradeyi elinden alıyor insanların. Alfa, beta, gama, delta, epsilon hangi sınıfta olacağını seçme şansları yok. Her birey bilinçsiz bir şekilde toplum yararı için üstüne düşeni yapıyor. Birey toplum için yaşıyor. Bu durum faşizme benzetilebilir. “Faşizme göre kişi ancak devletin çıkarları ile çatışmadığı oranda ve yine onun izni ölçüsünde özgürlük sahibi olabilir.” “Asıl olan ulustur, o, bireylerden ayrı ve üstün konumdadır. Çünkü bireyler geçicidir, ulus süreklidir. Esas olan ulusun çıkarıdır, ulusal çıkarlar ve bireysel çıkarlar arasında bir çatışma çıktığında ulusun çıkarı üstün tutulur. Dahası, kişi değerini yüce varlığa, ulusa hizmetten alır.” Bu yönüyle faşizm Cesur Yeni Dünya’da kendini göstermekte. Nitekim bu dünyada insanlar robotlaştırılmış halde. Düşünmelerine izin verilmiyor ve onları düşünmeye sevk edecek etkenler kaldırılmış durumda. Örneğin kitaplar, kitaplar yasaklanmış çünkü düşüncelerle dolular. İnsanların düşünce özgürlüğü yok ama bunun farkında değiller. Toplumsal istikrar sağlanmış durumda ama bu zorlama veya güç kullanılarak elde edilmemiş, bilimsel yollarla sağlanmış. Ne kadar bedensel bir şiddet, baskı, ceza olmasa da küçük bedenlere yapılan zihinsel bir baskı söz konusu. Bu da bu sistemi neredeyse kusursuzlaştırıyor. Özünde totalitarizme dayanan bir sistem. Totalitarizmin manasına bakacak olursak: “Totalitarizm, toplumu bir bütün olarak ele alan, bir bütün olarak dönüştürmek isteyen ve total kontrol sistemi ile toplumu sürekli düzenleyen devlet, ideoloji, siyasal parti ve liderlik olgularının bütünlüğünü ifade etmektedir. Totalitarizmin en önemli özelliği, toplumun siyasal olarak total kontrolünün sağlanmasıdır. Totalitarizm, devlet ve toplumu bir ve bütünlük içerisinde birbirine eklemleyen, birbiriyle uyumlulaştıran ve ortak bir dünya görüşünü topluma dayatan bir siyasal sistemdir. Totaliter sistemde toplum bir ideolojik bütünlük içerisinde plan ve programa tabi kılınarak kontrol altına alınır.” Cesur Yeni Dünya’da yapılan şey tam da bu. Farklı yöntemler kullanılsa da öz itibariyle gerçek bir totalitarizm. Bu dünyanın ilkel kısmında ise vahşi olarak nitelendirilen insanlar yaşamakta. Bu insanların diğer modern dünya ile iletişimi elektrikli tellerle kesilmiş, bir alana hapsedilmiş durumdalar. Teknolojik bakımdan ve yaşadıkları yerin sınırlamasına rağmen duygusal bakımdan daha özgürler. Kitapta anlatılan kurguda bu vahşi yaşamdan bir insanın getirilip (John) bu yeni dünyaya uyum sağlayıp sağlayamaması gözlemleniyor. Bu dünyaya uyum sağlayamayan John’un intiharı ile son buluyor kitap. Bu olay da Cesur Yeni Dünya’nın acımasızlığını bir daha gözler önüne seriyor.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 201273,2bin okunma
·
105 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.