Cenab Şahabeddin sosyal muhtevalı bir kısım yazılarında dinî konulara da temas etmiş, fakat İslâmî meseleler hakkında ileri sürdüğü görüşler devrin dinî dergilerinde tenkide uğramıştır. Özellikle taaddüd-i zevcât ve tesettür konusundaki “Yarınki Efkâr-ı İslâmiyye” adlı yazısı (Peyâm-ı Sabah, 13 Kânunusâni 1337) infial uyandırmış, Mustafa Sabri ve İskilipli Mehmed Âtıf efendilerin tenkitleriyle konu Alemdar gazetesi, Mahfil mecmuası ve Peyâm-ı Sabah arasında uzun tartışmalara sebep olmuştur. Cenab Şahabeddin adı geçen makalesinde İslâmiyet’in heykeltıraşlık gibi güzel sanatları takdir etmemiş olmasını da tenkit etmiştir. Mustafa Sabri “Bugünkü ve Yarınki Efkâr-ı İslâmiyye” adlı makalesinde (Alemdar, 15 Kânunusâni 1337) Cenab Şahabeddin’e karşılık vermiş, o da cevap olarak kaleme aldığı “Hâtime-i Münâzara” adlı yazısında (Peyâm-ı Sabah, 17 Kânunusâni 1337), ne olursa olsun İslâmî konularda günün icaplarına göre birtakım ictihadlar yapılmasının şart olduğunu ileri sürmüştür. Mustafa Sabri ise cevabında (Alemdar, 19 Kânunusâni 1337), büyük sorumluluk isteyen böyle bir işte ne kendisinin ne de Cenab Şahabeddin’in söz sahibi olabileceğini söylemiştir. Aynı günlerde İskilipli Mehmed Âtıf da Cenab Şahabeddin’in İslâmî konulardaki görüşlerini ayrı ayrı ele alıp tenkit etmiştir (“Taaddüd-i Zevcât: Cenab Şahabeddin Bey’e Birinci Cevap”, Mahfil, nr. 8, Cemâziyelâhir 1339, s. 130-133; “İkinci Cevap: Tesâvîr ve Temâsîl”, Mahfil, nr. 9, Receb 1339, s. 146-149; “Üçüncü Cevap”, Mahfil, nr. 10, Şâban 1339, s. 161-164; “Diyânet-i İslâmiyye Ef’âl-i Beşeriyye ile Ölçülemez”, Mahfil, nr. 17, Rebîülevvel 1340, s. 78-79; “Muhterem Muarızlara”, Peyâm-ı Sabah, 24 Kânunusâni 1337; “Mahfil’e Cevap”, Peyâm-ı Sabah, 24 Şubat 1337; “Memleketimizde Yalan”, Peyâm-ı Sabah, 26 Eylül 1337). Cenab’ın çeşitli yazılarından, bir kısım şiirlerinden ve özellikle Paris’ten gönderdiği 1912 tarihli iki mektubundan (Hisar, sy. 126, 129, Ankara 1974), din konusunda çok genel anlamı ile mistik ve panteist bir inanca sahip olduğu anlaşılmaktadır.