Zugzwang. Yapacağı her hamlenin oyunu daha kötü bir hale soktuğu surumlara verilen addır Zugzwang. Oyuncu, bu durumda iken, pas geçme hakkının olmasını diler ama satranç, bu hakkı tanımaz hiçbir oyuncuya. Zugzwang, Peter Handke'nin Kalecinin Penaltı Anındaki Endişe adlı kitabındaki duruma benzer biraz da. Kaleci, penaltı atacak oyuncunun topu hamgi yöne vuracağını tahmin etmeye çalışsa da olasılıkları onu saf dışı etmek için saldırır. Bu durumda da kaleci ışık görmüş tavşan gibi donakalır.
Piyon
Tannhaus'un Zugzwang'ı, Stephen Zweig'in Satranç kitabını getirir akıllara. Karakterler benzer şekillerde satranca bulaşmış ve hayatlarının en önemli rolünü satranca bağlamışlardır. Karakterler tecrit anlarında hayali satranç tahtası ve taşlarıyla oynamış, satrançta akıl almaz bir başarıya ulaşmışlar ve onları çıldırtacak konuma getirmiştir. Tannhaus, Zugzwang'ında da Zweig'i anar zaten. Kendi de görebilmiştir benzerliği.
At
Asıl karakterimiz kendi yarattığı eğitmen ve yaşam biçimiyle yani bir şizofreni rahatsızlığıyla yıllarını geçirir. Bu yıllar içinde yaptığı her şeyi yarattığı kişinin yaptığını sanar. Burada da aklımıza Chuck Palahniuk'un Dövüş Kulübü adlı kitabı gelir. İki kitapta da son bölümde flaşlar, yaşananları, alınan kararları gerçek haliyle bize sunarak sürpriz sonu oluşturur. Ama bu sürprizi Zugzwang'da göremeyiz çünkü yaratılan karakterin hayal ürünü olduğu çok barizdir ve kendini belli eder.
Kale
Ana karakter santrançta o kadar geliştirmiştir ki kendini, tüm hamleleri önceden görebilse de kendi yaşamındaki gelişmeleri tahmin edecek düzeyde bile değildir. Yaşamdan kopuktur ve başına gelenler her defasında onu şalkınlığa uğratır. Satrançta ise hatalı hamleleri bile tahmin eder.
Fil
Kendi kurduğu bir satranç dünyasında yaşamına renk getiren tek şey aşktır. Bu aşk onu afallatır ve bir süre yerinde saymasına neden olur. Bu da karakterin iç dünyasını, dış dünya sanmasından kaynaklanır.
Vezir
Kendisinin de katılımıyla bir dünya enleri turnuvası düzenlenmesini sağlar. Sebebi kitabın sonunda ortaya çıksa da takdir edilesi bu gayret sonuçsuz kalır.
Şah
Son sahnelerde okuyucuya satranç turnuvası ile başlayan kitabın, aralarda geçmişi anlatıp, bu turnuvanın doğmasına kadar geçen her etken anlatılırken, okuyucu bir zafer beklentisi içersine girer.
Mat
Zafer, satrançtan şampiyon olmak yerine başka bir zeminde karşımıza çıkar ve bu, okuyucuyu mat eder. Çünkü hamlelerin gidişatını hesapkarken atladığımız olasılıklar vardır. Giray -ana karakter- bir düzene kavuşurken okuruna yenilgiyi tattırır.