·192 syf.····Okunma: 15 Mayıs 2023 12:36 Selam! Bugün yazı tarzının diğer romanlara göre farklı olduğu, hayatın içinden bir kitap ile karşınızdayım.
Can mesleğinden istifa etmiş, artık Ordu’daki köyüne gidip annesiyle sessiz ve huzurlu bir yaşam sürmek isteyen bir savaş muhabiridir. Aytepe köyü de oldukça az nüfuslu, herkesin herkesi tanıdığı bir yerdir. Can da kendisini geçindirecek kadar para kazanabileceği bir ofis açar tam da merkeze. Bir gün caddede bir kalabalık görünce yaklaşır ve binanın camında elinde bıçakla eşinin boğazına dayanmış bir adam görür hem de yanında küçük çocuk da vardır. Can eski mesleği gereği bu tür olaylara alışık olduğundan polislere yardım etmeyi teklif eder. Adamın tek derdi geçim sıkıntısı olduğundan, Can gözünü bile kırpmadan 20bin TL verir adama. İşte o andan itibaren halkın dikkatini çekmekle kalmaz, herkesin gönlüne taht kurar. Savaş muhabirliğini duyan herkes, en başta Can’a her konuda yardımcı olam Sibel, köye bir gazete çıkarma fikri sunar. Ancak Can zaten huzurlu bir hayat için gelmiştir buraya. Acaba gazete çıkarmayı kabul edecek midir?
Öncelikle kitabı okumak çok keyifliydi, paragraf paragraf yazılması hem akıcılık katmış hem de değişik tarzda olmuş. İçinde geçen günlük diyaloglar gerçekten olduğu gibiydi hiçbir kasıntılık yapılmamış. Yazarın kalemini çok az da olsa Sabahattin Ali’ye benzettim Kitabı okurken sık sık nüfuzlu insanların halktan üstünlüğünü düşündüm durdum, bu konuya değinmesi müthiş olmuş çünkü günlük yaşamda baktığınızda korkunç bir durum. Kitabın sonunda gözyaşlarımı tutamadım Karakterlerle çok bağ kurduğunuz bir kitap değil (çünkü 192 sayfa) ama yine de etkiliyor insanı.
Tavsiyemdir mutlaka okuyunuz