Bugün Seminay Yurtseven in yazıp yayımladığı ilk romanı olan Pervane’nin yorumu ile geldim. Kitap üniversitede asistanlık yapan bir gencin, öğretim görevlisi evli bir kadına duyduğu saplantılı aşkı anlatıyor. Başta her şey hayranlıkla başlıyor ve karakterimiz içinde büyüyen aşkı şu cümleyle ifade ediyor;
Ondan uzaklaştığımda nefesimin daraldığını biliyordu. Onsuz bir kolum tutmuyor, bir kulağım duymuyor, bir gözüm görmüyordu sanki… Rahattı ve kaybedecek hiçbir şeyi yoktu. Ben ise kendime açtığım bu kuyuda gittikçe dibe çakılmak üzereydim…
Kitabımız 65 sayfa, açıkçası hayatımın hiçbir döneminde beni bu kadar derinden etkileyen bir 65 sayfa daha okudum mu? Hiç sanmıyorum… Kitap; beklentilerimi, düşüncelerimi öyle bir hızla değiştirdi ki, sanırım sayfalar arasında kendimi kaybettiğimi itiraf etmeliyim
Kitabın ortalarına geldiğimde yaşadığım şoku tarif bile edemem. Bir an dedim ki ne oluyoruz? Ben ne okuyorum? Bu ne demek?
Karakterimizin içsel çatışmasını ve kendisini sorgulamasını çok sevdim. Yinede geldiği son… Spoiler vermek istemiyorum o yüzden okuyun okutturun diyorum.
Neydi beni ben olmaktan çıkaran? Doğrularımdan, değerlerimden uzaklaşmama neden olan; sonunun acıdan başka bir şey getirmeyeceği belli olan bu durumu, direnmeden kabul etmemin sebebi neydi?