Ellerinde bir tek sihirli değneklerinin olmayışıdır belki de eksik olan :)
Geleneksel masal unsurlarıyla döşeli kitap; hem masallara uygun büyüler, sihirler, kötü kalpli cadılar, kazanlar ile işlenirken hem de bu ögelere ek olarak antik mistik ögeler ile fantastik bir dünyada geçiyor. Ayrıca bir o kadar da kendi dünyamızda yaşıyoruz. Kitabın ana karakterleri gotik, antik mistisizm, masal diyarlarında savaşırken, diğer karakterler sıradan hayatlarını sıradan şekilde dünyamızda yaşarlar.
Masal dünyası şiirsel bir özellik taşır kitapta. Aşkın getirdiği duygular açıkları şairler gibi konuşturur. Nesir, şiirsel özelliğe bürünür.
Kendi dünyamızda ise burjuva toplumu bireylerinin yaşamına odaklanır yazar. Bu iki dünya arasında yeraltı ve yerüstü gibi bir keskinlik yoktur. Dünyalar arasında yumuşak geçişler vardır ve bu dünyaları yaşadığımız bir dünya hissiyle karşılarız.
Cadı karakteri masallardan alıştığımız ve cadıya özgü elma nesnesiyle özdeştir burada da. En azından anımsatma ile bize bunu verir. Kazanda kaynatılan büyü malzemelerinin yanında kelimelerin sihirli özellikleri daha baskındır. Yılan, puhu, fare gibi gotik masal canlıları burada da yerini korur. Kasvetli ortam ve org sesi de eksik değildir.
Hıristiyanlığın şeytanla mücadelesini işleyen kitaplardaki ya da sinemada işlenen konulardaki gibi dört yol/kesişen yollar da kitaba eklenerek, gotik masal dünyasının belki de kalesi olan Almanya'nın o İkonik yapılarını gözlerimizde canlandırarak bizi daha inanılır bir dünyaya da götürür. Hıristiyanlık gelişimine bakıldığında şeytan ve büyü ile ilişikliği gerçek dünyada bizi karşılar. Bu yaşanılan bir tarihtir. Yazar bunu da kullanmıştır.
Masalın cadıları, büyücüleri tabii ki iyiler ve kötüler olarak iki zıt yöndedirler. Birbirlerine karşı giriştikleri savaşta, insanların müdahil olmadığı bir kitapla karşılaşırız. İnanç öğesi işlenmez kitapta ama çoğunlukla bu tür masallarda karşımıza çıkan, insanların cadılar ve büyücülerle savaşmasıdır. Burada ise bu özelliklere sahip taraflar birbirleriyle savaşır, insanlar ise aşk ve mevki duygularına kapılmıştır.
Kitapta bu zıt dünyalar öyle iç içe geçmeye başlar ki, iki dünyanın tek bir dünya olduğu sonucuna varırız. Çünkü etkilenen kişiler ister istemez sıradan insanlar olmuştur. Bu durumu Çılgınlık, delilik ile karşılayan karakterler de bir yerde kabul edilebilir, doğal bir durum hissi ile baş başa kalırlar.