·144 syf.····Okunma: 18 Mayıs 2023 21:09 Sevgili okurlar, kitap yirmi bölümden oluşuyor. Hikâye çeşitliliği açısından dopdolu bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Açıkçası Lafcadio Hearn’ün okuduğum ilk kitabı olduğu için çok fazla eleştirmemin yersiz olacağının kanaatindeyim. Yine de şunu eklemeden geçmek istemiyorum; hikâye bütünlüğü açısından bakacak olursak ana fikri oldukça sağlamken bazı hikayelerin sonlarını neden baştan savma bitirdiklerine anlam veremedim. Zaten kitabı çeviren Göksu Göçhan’da bazı hikayelerin sonunun anlaşılmadığını söyler. Hatta hikâyenin sonunu bir nevi kendi tamamladığını da vurgular. Yine de bana kalırsa hayal gücü açısından oldukça zengin olan bu kitaba bir şans verilebilir diye düşünüyorum.
Dilerseniz biraz kitap içeriğine bakalım. Benim en sevdiğim hikayelerden bir tanesi olan “Mimi-Naşi- Hoiçi’nin Hikayesi” oldu. Hoiçi adında kör bir müzisyen, ölülere müzik yapmaya zorlanır. Tabii müzisyen bunun farkında bile değildir. Kendisi görmediği için onu tapınaktan almaya gelen bir adamın seçkin bir insan olduğunu düşünerek onunla beraber saat gece yarısını geçince mezarlığa gidip ölüler için şarkı söyler ve müzik yapar. Hoiçi, bir kadının isteği üzerine Dan-no-ura savaşının öyküsünü anlatır ve birkaç gece bu şekilde geçer. Her gece Hoiçi’nin nereye gittiğine anlam veremeyen rahip onu takip eder ve onun efsunlandığını anlar ve ona bir şekilde yardımcı olur. Burada fazla detaya girmek istemiyorum zira okuyacak olanlar olursa olayın büyüsü bozulmasın.
Sevdiğim bir diğer hikâye de “diplomasi” oldu. İdam mahkûmu bir adamın, idam edilmeden önce infazcıya eğer onu öldürürse bir şekilde intikamını alacağını vurgularken şu sözleri ekler “Sebep olduğun hınç intikam getirecek ve kötülükten kötülük doğacak.” Eğer bir kişi güçlü bir hınç duygusu hissederken öldürülürse o kişinin hayaletinin, katilden intikam alacağına inanılır. Açıkçası ilginç bir bakış açısı olduğunu kabul ediyorum.
Son olarakta “Mezara Giden Sır” hikayesi ilgimi çekti. Osono adında bir kız Nagaraya isimli bir tüccarla evlenir ve Osono evliliklerinin dördüncü yılında hastalanıp ölür. Osono isimli kadının ölümünden sonra ev halkı kadının suretini sürekli görür ve bunun üzerine ölen kadının eşyalarını tapınağa bağışlanır. Burada devreye girmek istiyorum tıpkı bizde biri ölünce eşyalarının dağıtılması gibi. Aslında temel olarak inançlarımızın bir noktada ne kadar benzediğini görmek beni belirli ölçüde şaşırttı. Neyse hikâyeye dönelim. Eğer derseniz ki Osono isimli kadının eşyaları tapınağa bağışlanınca her şey düzeldi mi? Cevabım hayır olacak. Çünkü kadının sürekli ev halkını rahatsız etmesinin bambaşka bir nedeni var. Okumayı düşüneneler için hikâyenin sonunu anlatmıyorum ve şimdiden iyi okumalar diliyorum.