BED-İ BESMELE TÖRENİ/ÂMİN ALAYI NEDİR? Halk arasında kısaca; "4 yaş/4 ay/4 gün" olarak bilinen bu uygulama esasen bir Osmanlı geleneği... Ecdat muhtemeldir ki; daha önce bahsettiğimiz İslam âlimlerinin 4 yaşın öğrenmede altın çağ olmasını vurgulamasından da kaynaklı olarak, bu çağa ulaşan çocukların algısının daha açık olduğunu, eğitime hazır olduklarını düşünmüş ve eğitime başlama zamanı olan bu anı çocuklar için daha özel kılmak adına çok güzel bir gelenek uygulamış Ancak bu uygulama, pek çok başka uygulama gibi halkımız tarafından yanlış anlaşılabiliyor; sanki farzmış, şartmışcasına değerlendirilebiliyor. Oysaki bu bir kaide değil, bir gelenek... Ve elbette güzel bir gelenek. Eğer hazır bulunuşluk şartları da elveriyorsa, uygulanılabilir bir gelenek. Peki, neler yaparmış ecdat bu gele- nek kapsamında? Şöyle ki bed-i besmele töreninde; "Besmele'ye başlangıç" yani eğitime başlangıç olan bugünde: a-Çocuklara en güzel giysileri giydirilirmiş. b-Önceden mektepte kullanabilmesi için; atlas minder, elif-ba cüzü, kesesi ve rahlesi hazır edilirmiş. c-Ardından bütün mahalle toplanır, kapı kapı gezilerek komşu ve akrabalardan hayır duaları alınırmış. d-Bu esnada çocuklar bildikleri sureleri ve duaları okur, ardından da toplu halde "Aaaaminnnn" derlermiş. (bu törene "âmin alayı" da denmesinin sebebi) e-Hocası okuyarak çocuğa harfleri tek tek tekrar ettirir, ardından yine önce hocasının sonra çocuğun okuması suretiyle Alak Suresi'nin ilk 5 ayetini okurlarmış. f-Son olarak "Rabbi Yessir" ve "Rabbi Zidni" duaları okunur, herkes çocuğa başarılar dilermiş. Bu uygulamayı 3 yönüyle çok seviyorum; 1-Ecdadın güzel bir geleneğini uygulama bakımından... 2-Çocuğa inanılmaz bir motivasyon kaynağı olduğundan... 3-Başarmasını ve sonuca ulaşmasını koşullayarak bir kutlama yapmak yerine; kutlamayı bu işin en başından yaparak; cüzünü bitirip, öğrenmesini, hatmetmesini beklemeksizin, Kur'an okumayı öğrenmeye niyet etmesinin, bu yola çıkmasının başlı başına en güzel iş olduğunu hissettirmesi açısından... Düşünsenize! Çağımızın başarı odaklı kutlamalarından ne kadar da farklı! Adeta şu alt mesajları verdiğimiz, hatta vermekle kalmayıp, çocuğun gözüne soktuğumuz kutlamalardan ne kadar da uzak. - "Şu kadar sayfa okursan senin de Kur'an günün olacak!" - "Ancak çalışıp, başarabilirsen ve cüzünü bitirebilirsen sözünü ettiğimiz oyuncağı alacağız!" - "Sadece hatim edersen, insanların seni takdir ve taltif etmesini hak edebilirsin!" - "Onay görmek istiyorsan, günde şu kadar sayfa okumalısın!" Haydi, gelin biz büyüklerimizi dinleyelim... Sonucundan önce, başlangıcına bakalım işin. Başarının sadece bitirmek değil, başlamak, sevmek ve gayret etmek de olduğunu önce biz fark edelim, sonra da böyle latif bir kutlamayla evlatlarımıza fark ettirelim. Ne dersiniz?
·
89 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.