Yazarın Nefret Oyunu kitabını çok severek okumuştum. Bu kitabına da Zelal Çelik yavrum önerdiği için başladım ama biraz zaman kurbanı oldu. Çok yoğun bir dönemime denk geldiği için kitabı parça parça okumak zorunda kaldım ve bir türlü içine giremedim. Neyse ki Teddy karakteri girince olaylar hareketlendi. Onun olduğu sahneler çok eğlenceliydi. Özellikle Melanie'nin ona karşı düşmanlık ettiği sahnelerde çok keyif aldım.
Ruthie bir huzurevinde çalışıp orada yaşarken dış dünyadan kendini tamamen soyutlamış bir genç kadındır. Tüm hayatı işi, hizmet ettiği yaşlılar ve nesli tükenmekte olan altın kaplumbağalardır. Bir gün nadiren dışarı çıktığı bir vakit, girdiği benzinlikte sırma saçlı ve dövmeli bir adama yardım ederken bulur kendini. Adamın patronunun oğlu olması ve yeni komşusu olduğundan bi haberdir tabii.
Ruthie yetiştiriliş tarzı ve çalıştığı yerden ötürü çok sıkıcı bir karakterdi ama Teddy onu öyle güzel sevdi ki. Kızın değişmek istediği her sahnede tatlı tatlı öfkelenmesi çok güzeldi. Keşke bu ikilinin aşkına daha fazla yer verilseydi. Onları çok çok az okuduğumuzu düşünüyorum. Daha çok Ruthie'nin yanındaki insanların desteğiyle kişisel gelişimini anlatıyordu bence. Ve çerezlik kitapların en kötü yanı finalde her şeyin oldu bittiye gelmesi. Merak ettiğimiz her şey birkaç cümleyle geçiştirildi. Yine de kötüydü diyemem. Ortalama bir kitaptı. Belki daha rahat bir zamanımda okusam daha çok sevebilirdim.
Son olarak yazarın kaleminin nirvanası kesinlikle Nefret Oyunu diyorum.