Kütüphaneme popüler olduğu için Kristin Hannah'dan 6 kitap almıştım. Bülbül, Ateşböceği yolu, Ateşböceğinin Şarkısı, Kız Kardeşker Arasında, Mucizeler Yağarken ve Kış Bahçesi. İyi de bir ücrete mal olmuştu bana. Beklentimi her zaman düşük tutan biri olarak, bu sitede puanlaması az olan bu esere yöneldim. Yazarla ilk tanışıklığım böyle başladı. Şimdi düşünüyorum da bu kadar eserini almamın sebebi, Donna Tart'ın Gizli Tarih adlı kitabına olan beğenim ve yazarın hepi topu iki kitabının olması (birini düşük puanlamadan ötürü ayıklıyorum), onlarında kütüphanemde bulunması sebebiyle yerine alternatif olarak koyabileceğim Amerikan popüler kadın yazar arayışına girmem neticesinde gelişti.
Kitaba gelecek olursam, sanırım hakkında inceleme yapacağım en yavan kitap bu olacak. Çünkü özlü, vurucu sözler yok. Nereden alıntı yapacağıma da şaşırdım. Tamamen diyaloglar üzerinden işlenmiş kitap. Kötü mü? Hayır. Bir tatile giderde insan, orada mutlu yabancı yüzler görür. Her biri, diğerine tebessümde bulunur. Eğer gerekiyorsa da yardımlaşır. Esnaflar ilgiyle karşılar, halini hatrını sorar, oradan buradan laflar. Çünkü tatilin genel adabı budur. Herkesin tek düşüncesi hoş, mutlu bir vakit geçirmektir.
İşte bu kitap, bu türden bir seyir oldu benim için. Anlattığı doğanın içinde kayboldum. Tasvirlerini beğendim. Doğaya hayran biri olarak, yeniden uzaklara gitme isteğimi perçinledi. Diyaloglar sıkmadı. Ama çocuğun dilinden konuşmalarını oldukça başarılı buldum. Hakim olduğu bir alan bu belli. Alıntı vermeyeceğim. Özetle diyebilirim ki, boş bir vaktinizde eğer ki sıkılıyor ve hoş bir düşünce seyri istiyorsanız bu kitap tam da size göre.