Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 22 Mayıs 2023 02:12 Bu güzel eseri İş Bankası Yayınlarından okudum. Gayet de memnun kaldım. Bu sebeple bu kitabı okuyacak olanlara İş Bankası Yayınlarından okumalarını tavsiye ediyorum. İlk olarak çevirisi gayet anlaşılır olmuş. Buna ilaveten kitapla ilgili sonnot kısmı da kelimeleri,cümleleri numaralandırarak bizlere bilgi vermekte. Bu sebeple sonnot kısmını da gayet faydalı buldum.18-19 yaşın altındaki kişilere kitabı tavsiye etmiyorum. Çünkü muhtemelen kitabın anlattıklarını takip edebilecek ve anlamlandıracak bilinçte olmayacaklardır. Bu durum da kitabı sıkıcı olarak değerlendirip bir daha okumamak üzere kitabın üstünü çizmelerine sebep olabilir. Böyle güzel bir eserin bu muameleyi görmemesi için bu öneride bulunuyorum. Ama ben illa ki okuyacam diyorsanız da kitaba daha sonra okumak için bir kez daha şans verin derim. Kitabı okumadan önce sayfa sayısına aldanarak bu kitabı bir geçiş kitabı olarak okumayı düşünüyorsanız bu konuda da sizi uyarayım. Bu kitap geçiş için, okuma alışkanlığı kazanmak için okunacak bir kitap değil. Çünkü okurken sık sık düşünme molaları vermenizi gerektirecek türden bir kitap bu. Hem size düşündürteceklerinden dolayı hem de Sokrates’in yaptığı sorgulamayı anlayabilmek için zaman zaman yavaş okumak ve üzerine düşünmek gerekiyor. Bu şekilde yaparsanız kitabı okurken aldığınız verimi artıracaksanız. Bu kitabın 8.4 puan almasını açıkcası az olarak buldum. Böyle bir kitabın daha yüksek puan hak ettiğine inanıyorum. Bu kitabın neden daha yüksek puan alamadığıyla ilgili de bazı tahminlerim var. Buna incelememin ileriki kısımlarında değineceğim. Sokrates’in kitapta anlatıldığı kadarıyla özgüveni yüksek bir insan olduğunu anlıyoruz. Bu özgüveninin yüksekliği, sorgulayıcı yapısı,zor durumlar altında dahi esprili tavrı, açık sözlülüğü onun yargılanmasına sebep olan özellikleri. Sokrates gibi birinin bu şekilde yargılanmasına şaşırmamak gerek zira kendisi bu olaydan önce de birkaç kez ölüme teğet geçmiş. Yani bu olay bir tesadüf değil. Çünkü 70 yaşına gelmiş bu karakterde bir insanın ilk defa mahkeme karşısına çıkıyor oluşu asıl şaşırtıcı olurdu. Az önce bahsettiğim türden bir insan olması hasebiyle insanların ona gıcık kapması çok olası. Ki ne kadar gıcık kaptıklarını ikna edici konuşmasına rağmen aldığı mahkeme sonucunda aldığı oy oranında görüyoruz. Ki dediğim gibi bu ünlü mahkeme olayından önce de mahkemelere çıkmış bir insan kendisi. Gelelim kitabın aldığı puanın neden 8.4 olduğuyla ilgili tahminlerime. Kitapta kadınları ve bazı insanları irite edecek Sokrates’in bazı cümleleri yer almakta. Bu cümleleri şimdi tek tek yazmayacağım ama bu cümlelerden anlıyoruz ki Sokrates köleleri aciz insanlar olarak gören, kadınları da erkeklere göre daha düşük varlıklar olarak gören biri. Ama bu durumlara bu kadar şaşırmamamız gerekiyor. Her insan gibi Sokrates de bulunduğu çağın koşullarına göre zihin yapısı şekillenen biri. Önemli bir filozof olması bu gerçeği değiştirmiyor. Çağımızda kabul etmediğimiz bu fikirleri taşıyor diye Sokrates ve Sokrates gibi eski zamanlarda yaşamış filozofların diğer düşüncelerini değersizleştirmememiz gerekiyor. Sokrates’in kadınlar ve kölelerle ilgili fikirlerine ilaveten bilinç düzeyleri henüz olgunlaşmamış okurların kitabı okuyup kitabı karmaşık ya da anlamsız olarak değerlendirmesi de kitabın böyle bir puan almasının ikinci bir sebebi diye tahmin ediyorum. Sokrates yaptığı sorgulamalarında genel olarak karşıtlık ilkesinden yola çıkarak hareket etmekte. Sokrates bu şekilde kurduğu varsayımlarla çok tutarlı sonuçlara ulaşıyor. Bunu da ikna edici bir sorgulamayla yapıyor. Ama bu noktada dayandığı varsayımların ne kadar doğru olduğunun üzerinde durmak gerekir. Zira kitabı okurken ikna olamadığım varsayımlar oldu. Bu noktada Sokrates’in bir cümlesini irdelemek istiyorum. O da Sokrates’in yanlışa yanlışla karşılık verilmemesi gerektiği düşüncesi. Şimdi bu öğüt konusunda her ne kadar birçok insan hemfikir olsa da varsayımı temelden ele aldığımızda bu yanlışa yanlışla karşılık verilmemesi gerektiği cümlesinin subjektif bir cümle olduğunu anlıyoruz. Çünkü burada yanlışın her bir olay için ayrı ayrı irdelenmesi gerekmekte. Örnek vermek gerekirse 22.05.2023 pazartesi tarihiyle ülkemizde daha iyi yaşam koşulları sebebiyle (ekonomi,insan haklarına göre yaşam, adalet, insan olarak değer görmemek vb) gerek beyin göçü gerek beyin göçü dışında göçler olmakta. Sokrates bu zamanda yaşıyor olsaydı muhtemelen ülkeyi değiştirmek için çaba sarf etmek yerine ülkeden ayrılmayı yanlış bir hareket olarak değerlendirip ülkedeki olumsuz olayların her ne kadar yanlış olsa da yanlışa yanlışla karşılık verilmemesi gerektiğini söylerdi. Fakat birey olarak özellikle de mevki,para gücüne vb bağlı olarak bir şeyleri değiştirme gücünün çok az olduğunu fark eden insan en azından elindeki yaşamı daha iyi yaşayabilmek için daha iyi bir yere gitmeyi seçmesi ne kadar yanlış olarak adlandırılabilir ? Ya da Sokrates gibi ölümden sonra yaşama inanan bir insan çabalarının karşılığını alacağına inandığı için bu durumla motive olabilirken ölümden sonra yaşam inancı olmayan bir insan böyle bir motivasyona sahip olamayacak ve elindeki yegane varlığı olan yaşamını daha iyi yaşayabilmek için bir başka ülkeye göç etmesi ne kadar yanlış olarak adlandırılabilir ? Bu sebeple yazımda Sokrates’in bazı nasihatlarına, varsayımlarına ikna olmadığım için bu varsayımlarının devamında kurduğu mantıklara ikna olmadığımdan bahsettim. Tabi ben bu şekilde eleştirsem de Sokrates bulunduğu dönemde peygambervari mesajlar vermiştir. Bunu da belirtmek isterim. Örneğin kötülüğe kötülükle karşılık vermeyin cümlesi gibi. Bu tarz cümlelerinin altını dolduracak bir idealistliğe,kurduğu ahlak sistemine olan sıkı bir şekilde bağlılığı,insanlara verdiği nasihatların altını ikna edici bir şekilde doldurabilmesi verdiği mesajların değerini oldukça artırmaktadır. Ki Sokrates ahlak sistemine olan bağlılığından ötürü de ölümü herkesi şaşırtacak bir biçimde sakin ve mutlu bir şekilde karşılamıştır. Çünkü Sokrates öldüğünde arınacağına inanmaktadır. Ve bu arınmaya da buna layık bir şekilde yaşamış insanların ulaşacağını düşünmekte. Sokrates’e göre arınma kısaca bedenin yanıltıcılığından sıyrılarak ruha odaklanmak. Arınarak arınmış bilgiye (gerçek bilgiye) ulaşılabileceğini düşünüyor. Bir filozofun asıl amacının da gerçek bilgiye ulaşmak olduğunu söyleyerek bu seçtiği yolun amacına hizmet ettiğini, hareketleriyle düşüncelerinin birbirleriyle tutarlı olduğunu bizlere söylüyor.
İncelememi de Sokrates’in cümleleriyle bitireyim. Aslında bu alıntıyla Sokrates Atatürk’ün nasihatını yüzyıllar önce bizlere aktarmış: Beni değil aklınızı rehber edinin. Beni mantıkla bağdaştığım müddetçe doğrulayın.
İyi okumalar dilerim.