Gönderi

Puan vermedi·224 syf.··
2023 11. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2023 00:00
Adem Güneş'in kitapları için inceleme yapmayı ne zamandır istiyordum ama oturup da şöyle uzun uzun yazacak vaktim olmuyordu. Bu kitabıyla birlikte artık yazmalıyım dedim. Pedagoji üzerine okumalar yapmaya başlayalı 2 yıl olmuş. Bu süreçte yerli yabancı farklı isimlerden okumalar yaptım ama en çok Adem Güneş'in kitaplarını beğendim. Hem kitapları gayet sade ve anlaşılır bir üslupta yazılmış. Her kesimden insan rahatlıkça anlayabilir. Hem de bizim kültürümüz ve dini değerimizi de göz önünde bulundurarak bakmış meseleye. Yani daha bizden, daha bize hitap eden bir isim olduğunu düşünüyorum.. Ben bu 2 yılda çok şey öğrendim, çok yol kat ettim. Adeta yeniden büyüdüm. Bu okumalar hem kendimi keşfetmemi ve bazı problemlerimi çözmemi sağladı. Zira yaşadığımız çoğu problemin kaynağı çocukluğumuzda gizli, okudukça anne-babalarımızın bizi büyütürken yaptıkları hataları da görüyoruz ve bunları görmek/tespit etmek, kendimizi onarmamız için büyük bir fırsat. Hem de öğrencilerimle, kardeşlerimle ve çevremdeki diğer çocuklarla olan iletişimimi iyileştirmemi sağladı. Toplum olarak bu konuda ne çok eksiğimiz var, farkında olmadan ne hatalar yapıyoruz, okurken bunları çok daha net görüyorsunuz. Hatta artık çevrenizdeki insanların çocuklarla olan iletişimini tahlil etmeye başlıyorsunuz kendi içinizde.. En azından bende öyle oldu. Nerede bir çocuk görsem, ebeveyninin onunla olan ilişkisini değerlendiriyorum kafamın içinde. Aklıma okuduğum bilgiler geliyor. Hımm, burada çocuğa böyle bir tepki vermemeliydi, şöyle şöyle yapmalıydı diyorum veyahut helal olsun, takdir edilesi bir anne/baba, çocukla iletişimi ne kadar güzel diyorum(tabii bu ikinci seçenek çok nadir oluyor ne yazık ki :/). Peki ben bu serüvene nasıl başladım? Bu alanda okumalar yapmaya nasıl karar verdim.. Annelik dünyanın en kutsal vazifesi. Mesleği demiyorum, meslek değil; annelik bir görev, vazife, adanış.. Biz doktorluğa, öğretmenliğe meslek diyoruz, kalkıp da anneliğe meslek diyebilir miyiz? Anneliğin çalışma saati yok, 7/24.. Emekliliği yok, ömür boyu devam eden bir serüven.. O yüzden bir meslek değil, kutsal bir adanış.. Ve bir şey ne kadar kutsalsa getirdiği sorumluluk da o kadar ağırdır, meşakkatlidir. Bu kutsal görevi en iyi şekilde yerine getirebilmek için çok çalışmak gerekir. Bir üniversite sınavına bile hazırlanmak yıllarımızı alıyor. Hiçbir şey yapmadım, hiç çalışmadım diyen bile 12 yıl boyunca okula gidip gelmiştir üniversiteye geçebilmek için. Peki annelik makamına geçebilmek için ne yapıyoruz? Herhangi bir hazırlık yapıyor muyuz? Toplumun yapıtaşı aile, ailenin yapıtaşı annedir. Şu an içinde bulunduğumuz toplumdan şikayetçi isek ve bir şeyleri değiştirmek istiyorsak önce aileden başlamalıyız; o ailedeki çocuklarla başlamalıyız inşaya. Annelik/babalık makamlarının önemi yadsınamaz. Toplumun iyiliği, insanlığın yeniden inşası için en iyi anne, en iyi baba olmak, elimizden geleni yapmak zorundayız. Kaldı ki dinimiz de aileye ve çocuk eğitimine fazlasıyla önem vermiş. Müslümanca düşünen, hele de 'annelik' değil, 'Hannelik' hayali olanlar için de bu bilgileri öğrenmek çok elzemdir(#207295431). 'Cennet annelerin ayakları altındadır' diyor aleyhisselam, cennet annelere verilmiştir demiyor öyle değil mi?(Her doğuran cennetlik değil.) Ayakları altındadır, yani ayaklarımızın altına serilmiş bir fırsat. Dilersek, o fırsatı kullanır hakkını verirsek rahatça girebiliriz ama hakkını vermeyip ayaklarımız altına serilen fırsatı geri de tepebiliriz. Seçim bizim.. Ben bunları düşünerek, bu ağır sorumluluğun, bu kutsal vazifenin altına girebilmek için çok çalışmalısın dedim kendime. Ve bismillah deyip hem okumalara hem eğitimlere başladım.. (Buraya bir parantez açmak istedim. Ben bir kadın olarak daha çok hemcinslerime hitap eder şekilde yazıyorum bu yazıyı ama yanlış anlaşılmasın. Kesinlikle erkekler de okumalı bu kitapları. Çünkü çocuk eğitimi sadece anneye yüklenebilecek tek taraflı bir olgu değil. Babanın bıraktığı boşluğu başka bir şeyle doldurmak mümkün değil. Anne Baba çocuk eğitiminde takım arkadaşıdır. Her daim birlikte hareket etmelidir. Zaten ebeveyn kelimesi de Arapça kökenli bir kelime olarak anne ve babayı birlikte ifade eder. "-eyn" eki Arapça'da ikilik ifade eder. Yani ebeveyn tek başına anne veya tek başına baba değil, anne-babadır. Babaların da çocuk eğitimi için ellerinden geleni yapmaları gerekir. Parantezi kapatalım.) Siz de çocuğun dünyasını yakından tanımak, onun dilinden anlamak, onunla nasıl iletişim kurmanız gerektiğini öğrenmek istiyorsanız pedagojik okumalar yapmanız şart. Fiziksel şiddet uygulamasak bile, farkında olmadan psikolojik ve duygusal şiddet uyguluyoruz çocuklara. Bu da geri dönüşü olmayan tahribatlara yol açıyor. Bunların farkına varmak istiyorsanız; farkında olmadan çocuğun ruhunda yaralar açmak, kişiliğini zarara uğratmak ve bütün hayatını olumsuz etkilemek istemiyorsanız bu kitapları muhakkak okuyun. Bunun için anne veya baba olmak da gerekmiyor, sadece anne/babalar değil herkes okumalı bu kitapları. Çünkü hepimiz toplum içinde çocuklarla bir şekilde, çeşitli vasıflarla(abla, abi, amca, teyze vs) iletişim halindeyiz. Bu bilgiler her türlü işinize yarayacak. Adem bey kitaplarında akla gelebilecek her türlü noktaya değinmiş. İmkanım olsa kitaplarını alır herkese dağıtırdım, öyle elzem, öyle kıymetli bilgiler var içinde.. Ve unutmayın çocuğun sahibi biz değiliz. Çocuklar bize Allah'ın emaneti. Bu emanete riayet edebilmek için "Niyet ettim Hanne olmaya" deyin! Beyler siz de İbrahim olmaya niyet edin, o da oğlu İsmail'i adamıştı Allah'a.. Ve başlayın bu kitapları okumaya :)) Okuyun, okutun ve farkı görün..
Annelik SanatıAdem Güneş · Timaş Yayınları · 20161,264 okunma
··
583 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Elinize dilinize sağlık hocam çok güzel bir inceleme olmuş 🫶🏻🥰
Yaa Buse'm seni görmek ne güzel 😍 Teşekkür ederim, okuyan gözlerine sağlık 🥰🫶🏻
Oh bee, üzerimden bir yük kalktı.. yapmak isteyip de uzun süre yapamadığımız şeyler de üzerimize yük oluyor.. Uzun bir inceleme oldu, okuyan olur mu bilmem ama umarım okunur, istifade edilir :')