·144 syf.····Okunma: 24 Mayıs 2023 00:10 İçeriği hakkında hiçbir fikre sahip olmayarak yalnızca isminden etkilendiğim için aldığım bir kitaptı. Çok nadiren gösterdiğim bir cüret olsa da iyi ki almışım dedim. Rousseau amcayla tanışma kitabım. Gezileri sırasında kaleme aldığı yazılardan oluşan felsefi bir deneme kitabı olan bu eserin başlangıcında cümleler tüm doyuruculuğuyla zihnime aktı. Çok etkileyici bir şekilde başladı fakat sonlara doğru üzerimdeki tesirini giderek azalttı.
Kitapta temel konu başlıktan da anlaşılacağı üzere yalnızlık. Bu yönden yazarın karamsar havasını tüm kitap boyunca görmek mümkün. Öyle ki ara ara bu karamsarlığından dolayı yazarla çatıştığımı söyleyebilirim. Ki zaten yazar dahi kendisiyle çatışmış.
Biyografisini okurken İsviçreli bir filozof olduğunu öğrendim. Doğa araştırmalarına ve botanik bilimine müthiş bir ilgisi var. Tam bu noktada kendisiyle ortak bir kesişim kümesi yakaladım ve müspet olarak gördüğüm bu tarafına tutundum. Doğa yürüyüşleri sırasındaki deneyimlerini, doğayla ve kendiyle birlikte olmanın huzur verici taraflarını betimleyici bir dille iştahlı bir şekilde anlatmış.
Kitap boyunca insanlarla yaşadığı olumsuz deneyimlerden dolayı bir kaçma durumu söz konusu, kendine ve doğaya kaçan ve insanları baskılayan bir zihin yapısı var. Diğer yandan onlarsız olduğunda da yine kendini rahatsız hisseden bir zihin var. Bu çatışma aynı modern insanın ilişki dünyasındaki çatışmalara benzetilebilir.
Öte taraftan düşünce seanslarında bolca yer verdiği bir mefhum var: Mutluluk. Sürekli bir mutsuzluktan kurtulma çabası içinde olan yazarımız nasıl mutlu olunur yahut mutluluk nedir gibi sorulara da kendi çapında yanıtlar vermiş. Bazı cümlelerde stoa felsefesi yakaladım diyerek daha fazla spoiler vermeden kapatalım.
Düşünce anlamında genel itibariyle bakıldığında beni tatmin etti. Ben Rousseau amcayı sevdim ve ileride diğer eserlerine de şans vermek istiyorum. Okurken düşünmeyi seven okurlara tavsiyemdir.