Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol

Gönderi

İnandığını iddia ettiği mukadderatı yaptıklarıyla inkar etti! Ona hiç kimsenin inanmadığı dönemde inanan ve elinden tutan birine ihanet etti. İnançlı ve inananların toplandığı o yeri bir dağıtım ve istismar aracı olarak kullandı. Onu sadece tüm sorunlarıyla gören ailesinin nazarı itibarını görmezden gelmiş birine yine, yeniden ona güvenene; ona arı bir hüviyet isnat edene, işler zora girdiğinde tıpkı ailesinin ona yaptıklarını yaparak ihanete maruz kalışını bir ihanetle ve riyayla perçinleyerek mukadderatı haline getirdi. Bu onun aslında bilinçli yaptığı bir şey değil, pedagojik bir maruziyetti. Haliyle bu hususa bir idrak ya da bilinç ya da irade isnat etmek hiç doğru değildi. Aile içi ihmalin işine ve onu icra ederken haleti ruhiyesine sirayet etmesi kaçınılmazdı. Bu ihmalin semptomatik tesirleri, kendisine yardım elini uzatan kişinin ailesinin dahi beklentisinin, kendi ailesinin ondan beklentisine benzer bir tavır sergilemesi gerektiği, kronik halet-i ruhiyenin tatbiki ile gerçekleşmişti. Halbuki bu ahlaki olarak hiç tabii değil ancak onun için çok normal bir şeydi! Onu ailesinin baskısına rağmen oradan çekip alanın ailesini işin içine karıştıracak denli ilkeden yoksun ve kavram karmaşası yaşayan biriydi. Buna aracı olan kişi kendisini geliştirebileceği hususlarla ilgili tahayyül ve tasavvurlara ve düşün dünyasına ram olmuşken diğer tarafta kötü kültürel kodlar ve sadece kendisini haklı bulacak kadar güçlü ağlarını örüyordu. Bu hususlar gündelik hayatın içerisinden çıkıp bir an olsun yaptıklarını tahlil için duramayan, soyutlamanın ne denli mühim ve kendisini geliştirmeyi arzu eden birisinin beklentilerini hiç anlayamayarak tarumar eden, bireyin yığınlar tarafından ortadan kaldırılmasına neden oluyordu. İşlerin bu yönde gerçekleşmesinin en basit tahlilini; ''Elini veren, kolunu alamaz.!'' kadar sarih anlatan bir söz herhalde yoktu!
·
31 görüntüleme
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.