Kitabımız bizlere; Aşk mı, İntikam mı kazanacak? Sorusunu sordurtuyor.
Geçmiş geçmişte kalmıştır, sözünü darmadağın eden, geçmişin de yaşadıklarının gelecekte yaşadıklarını nasıl şekillendirecek bunu okuyup,adeta yaşıyoruz.
Kalemiyle tanıştığım yazarımızın ilk romanı ve ilk olmasına rağmen çok başarılı buldum. Olayın akışı,birbiriyle bağlantısı ve okuyucusunu şaşırtıp,heyecana, Aşka ve intikam hırsına dahil etmesi taktire şayandı...
Her sayfayı iştahla çevirdim. O oldu bu oldu diye olaylar sıradanlaştırılmamıştı. Acıkçası bukadar başarılı bir anlatım beklemiyordum. Çünkü kurgu kadar,anlatım ve geçişler de benim için çok önemli...
Eylül ve Levent ikilisinin bir araya getiren bir geçmiş vardı. Eylül bu geçmişin acısı ve vicdan azabıyla yaşıyor. Levent ise nefret ve intikam duygusuyla...
Acı,özlem,öfke ve nefret birde aşk, kalplerdeki tüm duygular birbirine girmişti.
Levent, Meleği'ni bir trafik kazasında kaybetmiş, buz mavisi gözlerini, gri bulutlar sarmıştı. "Aşk kadar güçlüdür acı..."
Eylül, kalbinde kabuk tutan yarayla,kendine biçtiği maskeyle korkusuz ve başarılı bir mimar etiketiyle yanlış bir yerde işe başlayacağının farkında bile değildi...
Yıllarca kendi karanlığında boğulurken,birde üstüne o buz mavisi gözlerin zifiri karanlığı; bu çok ağır bir bedel ödeme olacak Eylül için.Bir yandan bedel ödeyip,bir yandan Aşk çıkmazında kıvranıp durdu... İki acı çeken yürek için son nasıl olacak? Onları bir birine kenetleyen olaylar nasıl bir son hazırlıyor? Dugu silsilesi içinde, muazzam bir okuma oldu benim için...
Levent ve Eylül unutulmaz karakterler oldu benim için,onlar kadar yan karakterleri de çok sevdim. Sizleri etkileyici bir okuma bekliyor velhasıl