Merhabalar bugün sizlere All Saints lisesi serisinin ikinci kitabı ile geldim. Serinin kitapları ayrı ayrı olunabilir. Yazarın kalemine aşina olduğum için, hâlâ seviyorum. Akıcı bir kalemi var. Olimpos yine şaşırtmadı güzel bir kitabı yine bizlerle buluşturdu. Yavaştan yoruma başlayayım. Karakterlerin sürekli birbirini yanlış anlaması beni sinir etti. Ulen bir oturun konuşun her şey çözülecek. Bir de bu yanlışlar için birbirinden intikam almaya çalışmaları beni bitirdi. Başta dostken sonradan aşka doğru yelken açan bir hikaye var. Knight seni sevdim ama yaptığın çoğu şey beni sinir etti. Özellikle şu hikayeler. Bir de Luna'ya inat Poppy'e günışığı demesi benim için son nokta oldu. Vallahi hiç akıllanmıyor. Ah doğru bir de şu ağaç ev olayı vardı. Ulen Knight gerçekten de akıllanmıyorsun. Ama onunda hayatı bazı süreçlerde çok zordu. Bazı yerlerde hak verdim. Luna ise kendi içine çok kapanıktı ya. Keşke sevdiğini gibip söyleseydi o hatayı yapmadan önce. küçükken yaşadığı travma nedeniyle kendi isteğiyle konuşmayı bırakması ise beni çok üzdü. Başta içe kapanık olmasına rağmen sonradan daha güçlü bir karaktere evrilmesi hoşuma gitti. Bu ikilinin gitgelleri ise çok fazlaydı, bir türlü kavuşamaları beni üzdü. Knight’ın Annesi Rosie en sevdiğim karakter sen olabilirsin ve çok güçlüsün. Ayrıca Rosie ve Dean’ın hikayesini aşırı merak ediyorum. Umarım o da yakında gelir. Keşke sonuda biraz daha uzun olsaydı sanki biraz oldu bittiye gelmiş. Knight ve Luna ikilisi başta bizi çok yordu ama değdi. İntikam, entrika, aşk, umut, dostluk, dram dolu bir kitaptı. Türü sevenlere kesinlikle önerim. Okuyun, okutun.
Not: yetişkin okurlar içindir.