Merhabalar bugün sizlere kan ve kül serisinin üçüncü kitabı olan yaldızlı kemikler tacı kitabının yorumu ile geldim. Serinin kapak tasarımı beni yine mest etti. Artık yazarın hayranıyım bunu söylemiş miydim? Djdjd. Ne yazsa okurum artık özellikle fantastik aşk kitaplarını. Yazar beni artık ne kadar şaşırtabilir dedikçe daha şaşırıyorum. Asla sıkılmayacağım bir kitaptı. Her yeni kitapta biraz daha aşık oluyorum hepsine. Hawke ve Poppy'i o kadar çok özlemişim ki. Daha ilk sayfasından hissettim. Onların smut sahneleri peki . Allah'ım yok böyle bir şey dhdj. Poppy hakkındaki yeni gerçek çok hoşuma gitti. Zaten onun güçlü bir karakter olduğunu biliyordum. Ama bu sefer kafası çok karışıktı ve ne olduğunu tam bilmiyordu. Güçlerini keşfetmeye başlaması, taht meselesi, gelecek olan savaş, hawke ile olan aşkı... Hepsi üst üste geliyordu ama karakterimiz hep güçlüydü. Castell (Hawke) yaa ben sana ölüp bitiyorum. Sen neden bu kadar çekicisin. Bence sana çekilmeyen yoktur o derece. En sevdiğim erkek karakterler arasındasın. Hepte öyle kalacaksın. Hawke'nin bir bölümü vardı ve onun ağlaması içimi paramparça etti. Zaten erkekler ağlayınca ben daha çok üzülüyorum. Onun dışında söylediği her söze Poppy gibi bende düşünüyordum, o derece yani djdj. Alastir ya sen neden varsın, bir öl git ya. Çok sinir oldum sana. Sırların bazılarının çözülmesini sevdim. İkilinin önünde hâlâ zorlu bir süreç var. Sonu öyle bir yerde bitti ki dördüncü kitabı hemen alıp okumak istiyorum. Her şeyiyle keyifli bir okumaydı. Türü sevenler bu kitabı kesinlikle kaçırmasınlar.