Gönderi

Tozlu raflara kaldırılmış ne varsa biz o’yuz. eski haritalarda bir ismin esirgendiği o büyük boşluklarız. bağrımızı ikiye bölen nehirlerin sızısını dile dökemeyiz biz. düştüğü uçurumların her birine aynı adı fısıldayanlarız. her şeyi unutsak bile bir bildiğimiz vardır, ondan vazgeçemeyiz. kabristanlarımız sır tarlasıdır bizim. biz sahilden savrulup çöle konmuş kumlarız. vahalar hayal ederken seraba tutulanlarız. bir damla su aklımıza düşse deli eder bizi. ‘ne kadar yol kaldı?’ sorusuna ‘biz yol olduk ne kadarsak o kadar kaldı’ diyenleriz. ufuk ardımızdan gelir, gideriz gideriz de bir türlü bitmeyiz. biz ki ikinci olmalarda birinciyiz. kayda geçmiş en büyük başarımız adımızın doğru telaffuz edilmesidir. kendi elimizle büyüttüğümüz cellatlarımızla meşhuruz. ilim irfan kisvesine bürünmüş muhteşem bir cehaletin kuşatmasından çıkmaktır derdimiz. mevziyi kaybetmenin telafisi yoktur biliriz, teyakkuzda geçer her nefesimiz. fırtınadan bir fırt alan adamların nesliyiz hem, lodosa bağışıklığımız eskidir bizim. başımızın ağrısını tütünle bastırırız. bizim mutluluğumuz, mutlu olduğunu bilmektir. yüzümüz gülmez, içimiz güler bazen. kursağımız zengindir heybemiz sefil. elimizde avcumuzda ne varsa tükenmek için var deriz. (biz, kum tanesiyiz ama çölden bile kaçarız kurtuluş yok biliriz, bile bile kaçarız) - Tesbihli Abi Mustafa DemirMustafa Demir
·
1 Gösterim
1 Yorum
teşekkür ederim, eski yazılarımı hatırlayan birilerini görmek sevindiriyor.
Nur Hilal Kanatoğlu
Gönderi Sahibi
Kaleminize sağlık, ömrünüze bereket abi
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.