Şeyh Bedreddin birkaç basit teklifi dışında, bir mütefekkir olmaktan ziyade, İslâm düzenine itirazları, redleri, inkârları olan bir kavga adamı hüviyetindedir. Ruhu, manayı reddeder ve bütün kıymeti maddede bulur. Bâtıl yönünden bile olsa hiçbir mistik espriye mâlik değildir. Meselâ tasavvuf, bazı sapık düşünceli fikir ve sanat adamları tarafından, fikirlerini örgütleştirmelerinde bir araç olarak hep kullanılmış olduğu halde Şeyh Bedreddin’de bu çarpıtma bile yoktur. O, toptan inkâr yolunu seçmiş bir kavga adamıdır. Bu uğurda da başını verdi.