Yedi genç... Şimdi soracaksınız, neden yedi diye? Daha söze başlarken böyle dü şünmüştüm, fakat siz gelmeden biraz önce, yanımdaki tasın içine attığım kuru üzüm tanelerini saydım; tasta tam on yedi kuru üzüm tanesi vardı. Demek ki on yedi gece oturmuşuz, size on yedi gece boyunca anlatmışım, siz de on yedi gece boyunca bana kulak vermişsiniz. Her gece yanımdaki tasa bir kuru üzüm tanesi attım ve sayılanı yediyi aşıp, on yediyi buldu. Başlarken söylediğim gibi, kandil kandili yakar, laf lafı açar ve yedi, on yedi olur. Fakat ben bütün hikâyeyi yitik hayatın yedi adımı gibi düzenleyip kurdum; yedi konak, yedi dönem, sefil bir hayattan yedi satır. Veya Fars şairi Nizami'nin kitabının adıyla söyleyecek olursam, Heft Peyker, yani hayatımdan yedi veçhe.
Sayfa 420 - KANDİL