Selamlar. Nasılsınız? Benim için tatil bitti. Şimdide normal hayatıma adapte olmaya çalışıyorum. Bugün hem gerçekçi bir hikayeye sahip olması hem de ruhuma anıları yüklemesi ile çokça hüzünlenerek okuduğum #koryangınlar kitabının yorumuyla geldim.
Jawad Ali henüz 14 yaşında pırıl pırıl bit genç. Tek isteği ailesi ile mutlu mesut yaşamak ve ileride kendi ayakları üstünde sağlam duran genç bir adam olmak. Okulda cadılar bayramında verilen ödevi yapmak için kolları sıvıyor ve oradan buradan topladığı ürünlerle roket şeklinde bir çanta hazırlıyor. Ödevi teslim ettiğinde ise bu küçücük çocuk terörist ilan ediliyor. Sonrası tutuklanma, serbest bırakılma ve ölüm... Safiya Mirza ise ileride gerçek bir gazeteci olmak isteyen ve şimdiden okulun gazetesinde çalışan bir öğrenci. Bu olayı duyduğunda hemen araştırmak istiyor. Sırlar, olaylar ve kısıtlı koşullar onu sonuca götürebilecek mi dersiniz?
Ondan, bundan, o'cu, bu'cu, siyah, beyaz, alevi, sünni, müslüman, hristiyan.. Biz insanoğlu ayırım yapmayı ne çok seviyoruz. Hatta bazılarımız insanlığı bir kenara tamamen bırakıp, üstüne birde bir insanın canını almanın ne kadar basit olduğunu gösteriyoruz.Malum dünyanın her yerinde ırkçılık en büyük insanlık ayıbı olarak hayatına devam ediyor. Susmak, susturulmaya çalışmak,doğruyu ve yanlışı dilediğince anlatamamak.. Bir şeye delice bağlı olmanın ne kadar saçma olduğunu lise yıllarımda öğrendim ben. Nerelisin? Sorusuna verdiğim cevap ile yediğim dayağı ömrü billah unutmadım. Unutamam! Neydi? Kimeydi bu öfke? Nedendi? İnanın hala bu soruların cevabını tam anlamıyla bilemiyorum. Kitap aslında sizleri kendinize getirmek için yazılmış gibi. Hani şu hepimiz de olan Amerika rüyasına bir sille niyetiyle yazılmış.
Gerçi siyahı beyazı yıllarca ayırıp bize barbar diyen bu millet, bir de İslam karşıtı. Neyse! Sakinim. Çünkü daha fazla yazmak, söylemek istediğim şey var ama kendimi tutmaya çalışıyorum. Kitabı okuyun, okutturun efenim!