Bazı insanların hayatla başa çıkma şekli 'mış' gibi yapmaktır. Olmak istediği kişi gibi davranmak bir şekilde yola devam etmelerini sağlar. Derinlerde bir yerlerde, o kişi olmadıklarını bilirler de onunla yüzleşmek, hayata bu şekilde devam etmekten daha zordur. Üstelik karşılarına çıkan engelleri de yine aynı role devam ederek aşmak daha kolaydır.
Kitaptaki öyküler bunları düşündürüyor okura. İnsanın kendiyle yüzleşmesinin ne kadar zor olduğunu bildiğimiz İçin taktığımız maskeler, zaman zaman oynadığımız roller geliyor akla. Okuru yormayan bir sadelik taşısa da bu düşüncelerle biraz huzursuzluk verdiği kesin. Zaman zaman nostaljik bir esinti de taşıyan, insana dair yolculuklara konuk oluyoruz okurken.
Kitaptaki diğer öykülerde dikkat çekici ama yazmaya dair bir sorgulama yaptırması nedeniyle 'Sarı Vosvos' biraz daha ön plana çıktı benim için. Tüm öykülerin kaynağı, insan ve yaşanmışlıklar mıdır? Yazmak kendiliğinden akıp giden düşünceler dizisi mi, yoksa bir çaba, arayış gerektirir mi?
Öykü severler için, yalın, akıcı ve düşündürücü bir kitap. Elinize alıp birkaç saatte bitirebileceğiniz gibi zamana yayarak her bir öyküde mola vermek de mümkün. Benim için keyifli bir okuma oldu, tavsiye ederim.