ARAPLARIN GÖZÜNDEN HAÇLI SEFERLERİ / AMIN MAALOUF
Hayran olduğum yazar Amin Maalouf'un Arapların Gözünden Haçlı Seferleri adlı kitabını okudum. 1983 yılında Fransızca olarak yazdığı ilk kitabı ama benim külliyatını tamamlamak için geçen sene okuduğum son kitabı.
Maalouf, tarih denemesi olarak yazdığı bu kitapta 1096’dan 1291’e kadar yapılan Haçlı Seferlerini o devirlerdeki Arap vakanüvisleri ve tarihçilerinin yazdıklarına dayanarak anlatıyor. Önsözde denildiğine göre "Bu kitap çok basit bir fikirden yola çıkıyor; Haçlı Seferleri'nin tarihini "öteki cephe"de yani Arapların tarafında görüldüğü, yaşandığı ve hikaye edildiği biçimde anlatmak. " Haçlı Seferleri, Doğu’da Müslüman olan topraklarda gerileme dönemini başlatırken, Batı için kültürel ve ekonomik gelişmenin önünü açmıştır.
İkinci bölümden bir paragraf: "Musul sakinleri bu esmer sıvının şifalı özellikleri olduğuna inanır ve hastalandıklarında gelip onun içine girerler. Petrolden üretilen bitüm inşaatta, tuğlaların arasında "harç" olarak da kullanılır. Su geçirmediği için hamam duvarlarının badanasında da kullanılır ve orada perdahlanmış siyah mermere benzer. Ama ileride de göreceğimiz gibi, petrol en çok askeri alanda kullanıllır." Acaba bulunmasıydı daha mı iyiydi? Faydası olduğu kadar zararı da (her açıdan) olan bir ürün. Bulunduktan bu kadar yıl sonra saltanatı sallanıyor hatta bitiyor (rezervler bitmese bile güneş enerjisi ve elektrikle çalışan arabalar geliyor). Ama petrol uğruna yüzlerce yıldır yapılan savaşlarda verilen maddi, manevi kayıpları telafi etmiyor.
Beşinci bölümden bir paragraf: "Çok ucuza köfte, börek, mercimek gibi çeşitli yemekler sunan ucuz lokantaların önünde biriken Halepliler yarenlik ederler. Yoksul aileler hazır yemeklerini çarşıdan satın alır; sadece zengin evde yemek pişirme lüksünü göze alabilir." İlk okuduğunuzda size de mantıksız geldi değil mi? Bugünkü halimizi düşününce haklı bir durum. Sıvıyağ uçuşta ( eskiden reklamlarda hafif yağlar bizi uçururdu şimdi etiketler yağı uçuruyor) eti geçtim sebze, meyve fiyatları ile yanlarına yanaşmak zor. Salça fiyatları da aynı şekilde. Ocak / gaz fiyatları ile faturalar kabusa döndü. İki kişilik bir yemeğin maliyetini hesaplamak için bile uzman gerekiyor. Diğer taraftan kampanyalar ile hazır yemek eve geliyor, sepetle, götür ve adını bilmediğim internet siteleri ile. Bugün belki Halepliler gibi lokanta önünde sıraya girmiyoruz ( bu yorumu yazdıktan sonra birkaç Kent lokantasının önünden geçtim ve o yemek sıralarını gördüm maalesef) ama mutfakta yemek pişirmeye de zorlanıyoruz. Bu gidişle yazarın dediği gibi sadece zengin evde yemek pişirme lüksü göze alınacak.
Anladığım kadarıyla Haşşaşinler her açıdan Doğu toplumlarına çok zarar vermişler. İntikam adı altında yaptıkları yönetici katliamlarıyla iktidar boşluğu, bölünmeler yaratmışlar. Bu da düşmanların işine gelmiş. Gene de savaşların uzaması, bozgun dağılmanın sebebi. Bence Haçlıların ortak amaç, vatan / millet savunması gibi bir ideallerinin olmaması. Kurtuluş Savaşı'nda olduğu gibi milli birlik ve beraberlik olsaydı belki tarih farklı yazılırdı. Bunu anlatan cümlelerden biri: " Suriye'ye yanlarında yağmaya girişmek ve aylıklarıyla ganimet paylarını alıp bir an önce savuşmak için sabırsızlanan ordularla gelirlerdi." Orduların amacı yağma, ganimet ve bir an önce savuşmak olunca sonucun bozgun olmama ihtimali yok.
Kattıkları:
- Danişmend: Bilgili, bilge kişi. (Ortaokulda beylikleri öğrenirken bu adı da öğrenmiştik ama o dönemde anlamını araştırmak aklıma gelmemişti)
- Bitüm: Neft
- Çakalos: Mermi yerine çakıl taşı atan top.
- Zırhbaf: Zırh imalatçısı.
- Zaaf-ı suri: Zayıf gibi görünen bir sözcüğü, kuvvetli bir anlam verecek şekilde kullanmak.
- Metbuluk: Kendine uyulan, tabii olunan. Halkın kendine tabii olduğu kişi.
- Batıni: Halk içinde vaaz ettiklerinden farklı bir inancı olanlar.
- Templier ( Tampliye): Tapınak Şövalyeleri.
Haçlı Savaşları ve Tapınak Şövalyeleri denilince bu konu ile ilgili filmler gözümün önüne geliyor. Bunlardan ilk akla gelenler: Selahaddin Eyyübi (1963), Cennetin Krallığı (2005), Arn: Yolun Sonundaki Krallık (2008), Valhalla Yükseliyor ( Valhalla Rising- 2009)...
Bana sorarsanız tüm Maalouf kitapları okunmalı. Ama bu ilk tarih denemesi olduğu için diğer kitaplarındaki gibi masalsı bir kurgu yok. Gene de ders kitabı gibi de değil, rahatlıkla okunuyor.