·352 syf.····Okunma: 12 Temmuz 2023 19:24 Butimar isimli kitabını da daha önce okuduğum, kurgusuna ve diline hayran kaldığım için büyük bir merakla ve beklentiyle başladığım, okurken de beni hiç hayal kırıklığına uğratmayan aynı keyfi aynı tadı aldığım muhteşem bir eser daha..
Okurken hayal mi, gerçek mi, masal mı, rüya mi diyerek gerçeklik algınızı yerle bir ederken sizi bir zaman yolculuğuna çekiyor yazar... Anlatımı, büyülü dili sizin de onunla birlikte o gemide o yolculukta yeni dünyaları keşfe çıkarıyor. Yeni dünyaları kesfederken içinize de yolculuk yapıyorsunuz, tıpkı Kalender gibi...
Babası İsa kaptan'ın hayallerinin peşinden koşarken, kendi hayatını belki de insanlığı sorguluyor... Engin uçsuz bucaksız maviliğin, dünyanın ortasında nasıl da aciz, nasıl da bir hiç olduğumuzu fark ediyorsunuz Kalender ile birlikte... O zamanlar dünya düz mü, yuvarlak mi bilmezken, şimdi bu uçsuz bucaksız evrenin sınırlarını araştırıyoruz. Soluk mavi bir noktanin üzerinde yaşamaya, hakim olmaya çalışan insanoğlu... Maalesef ki insanlığın, ne kadar kötü, ne kadar acımasız olabileceğini, asıl şeytanın içimizde olduğunu, benden olmayan benim inandığıma inanmayanın kötü, inançsız, şeytan kabul edildiği, din adına (!), para adına cinayetlerin işlenip bunların alkışladığı bir dünya...
Maalesef ki dünya hep aynı dünya, insan hep aynı insan...
Kitabın genelini, anlatımını, kurgusunu , dilini çok beğenmeme rağmen finaldeki gazelin ekstra bir alkışı hakettigini belirtmeden edemeyeceğim...
Sanırım beni en çok etkileyen bölüm sondaki gazeldi... Okuduğum en güzel, en etkileyici, belki de benim için özel anlamına binaen en muhteşem gazeldi...
Netice olarak, yazarın eline, emeğine, diline, ruhuna sağlık... O hep yazsın, biz hep okuyalım gerçekle hayal arasında savrulalim, belki de yaşamak için buna ihtiyacımız vardır...