Mesela şöyle dediler:
"Artık kim bizim önümüzde durabilir ki? Bu kalabalığı kim durdurabilir ki? Bu kadar güçlü bir ordu, önüne çıkanı yerle bir eder! Bedir'de bir avuçtuk yine zafer elde etmiştik, şimdi burada kaç bin kişiyiz, neler yaparız neler!"
Cenab-ı Hak bu sözlerden hoşnut olmadı. Tevbe Sûresi'nde bu tablo anlatılırken denilir ki:
"Andolsun ki Allah, birçok yerde (savaş alanlarında) ve Huneyn Savaşı'nda size yardım etmişti. Hani çokluğunuz size kendinizi beğendirmiş, fakat sizi hezimete uğramaktan kurtaramamıştı. Yeryüzü bütün genişliğine rağmen size dar gelmişti, sonunda (bozularak) gerisin geri dönmüştünüz." (Tevbe 9/25)
Görüldüğü üzere Rabbimiz, kullarının büyüklenmesinden, sayılarının çokluğuna güvenmesinden, zaferi ve başarıyı Allah'tan değil de başka şeylerden beklemesinden asla razı olmuyor.