Puan vermedi·248 syf.····Okunma: 17 Temmuz 2023 09:09 Sevgili Arsız Ölüm 1983 yılında yayımlanmış ve yazarın da ilk romanı. O dönemde romanda gerçeklik arayan okuyucular tarafından çokça eleştirilmiş. Buna karşılık yazar da zaten klasik romanın halkımın kendisine bakışına ve dünyayı algılayışına denk düşmediğini düşünüyorum demiş.
Sevgili Arsız Ölüm, beş çocuklu bir ailenin, bireylerinin tek tek serüvenlerini konu ediniyor. Kitapta zaman, mekan, betimleme ve olay örgüsü gibi unsurlarda halk edebiyatından yararlanılmış. Zaman ve mekan tam olarak belli değil. Anlatım, küçük küçük birbirinden kopuk olaylar dizisi gibi ve bu küçük olaylar arasında nedensellik bağı yok. Modern edebiyattaki gibi kişilerin iç dünyasından, psikolojisinden, ne hissettiğinden haberdar olamıyoruz okurken. Bu nedenle de başlarına ne kadar trajik olaylar gelirse gelsin olaylara bireysel pencerelerden bakamıyoruz ve bir destan okur gibi olay okumaya devam ediyoruz.
Olaylar bize köyden kente göçen bir ailenin yaşam koşullarını, inançlarını, kutsalın onlar için ne anlama geldiğini( İslamiyetten ziyade gelenekler, kulaktan dolma bilgiler, korkuya dayalı boş inanışlar) ve Dirmit’ in ideolojik bakımda aileden koparak aydınlanmasını anlatıyor. Bu aslında Dirmit’in varoluş hikayesi. Her çocuk dünyaya biraz ya da tamamen anne babasının gözünden bakar fakat bu çerçevenin dışına çıkabilen, dünyaya kendi gözünden de bakabilen insanlar gerçekten var olur bence. İşte Dirmit de bunu başarıyor aslında. (Perdeye bakışı)
Kitapta bir ideolojik çatışmanın var olması( Dirmit ve ailesi arasında) ve bir kişinin bir anlamda kişisel gelişimini konu edinmesi anlatıyı halk edebiyatından farklı kılıyor.
Ailenin yaşadıkları ve Latife Tekin’in yaşadıklarını karşılaştırınca romanın aslında otobiyografik özellikler de taşıdığını görüyoruz. Okuyucular tarafından Yüzyıllık Yalnızlık’a da benzetilmiş. Evet hem konusu hem de büyülü gerçekliği kullanışı bakımından Yüzyıllık Yalnızlık’a benziyor. Gerçek olamayacak olaylar gerçek olaylarla harmanlanıyor ve bu olay örgüsünü bozmuyor. Karakter de buna şaşırmıyor. Belli ki Latife Tekin bu kitabı yazmadan önce Marquez okumuş. Hani Yaşar Kemal de diyor ya beni okuyan sadece beni okuduğunu mu sanır. Benim okuduklarımı da okumuş olur diye.
Gerçekten farklı bir kitapla tanışmak isteyenler okusun derim. Benim için de güzel bir deneyim oldu. Ben bu incelemeyi yazmadan önce Berna Moran’ın İletişim Yayınlarından çıkan Türk Romanına Eleştirel Bir Bakış(3) kitabındaki incelemesini de okudum. Onu da okumanızı öneririm. Herkese çok okumalar.