10/10
·84 syf.··
2023 19. kitabı
Yazarın okuduğum ilk eseri. Eserde oldukça basit ve yormayan bir üslüpla babasını anlatmış Fournier. Hatta doktor olan babası 2009 yılında vefat ettikten sonra aynı yıl içinde kaleme almış. Fournier'in benzetmesiyle "Dr. Jekyll ile Bay Hyde" karakterlerine bürünen babası hastalarına, arkadaş çevresine, iş çevresine karşı o kadar müthiş, eğlenceli, düşünceli ve yardımsever bir adam ki Fournier'in tüm çocukluğu bu müthiş adamın ev halkına, ailesine, çocuklarına karşı olan acımasız ve dengesiz tutumlarını yapboz misali çözmeye çabalaması ile geçiyor. Fournier babasının bu ikiyüzlü içsel ve dışsal çatışmasını mizahi bir şekilde ele almış, ayrıca zeki bir şekilde ki hayranlık uyandırdı. Yani yazarın komedyenliğinden de payını almış eser. Kitabı okurken sürekli o "acının tatlı tebessümü" denen kalıp ele geçirdi beni. Tatlıdan ziyade buruk bir tebessüm demek daha doğru olur sanıyorum.(Çoğu ifadeyi üzgün surat ve gülen surat ifadeleri ile işaretlemek arasında gelgit yaşadım.) Bu kitaptan hemen önce okuduğum "Delilikten Kurtar Beni" kitabında da aynı şekilde baba-oğul arasındaki zehirli bir ilişkiyle karşılaşmıştım, bu kitapta ise oğulu da aşarak tüm aileyi zehirleyen bir baba figürü çıktı karşıma. Basit anlatımına rağmen yaşanılanları anlamak ve hissetmek çok yorucuydu. "Sanırım baban öldü" gibi bir habere "Yine mi.." tepkisi veren küçük yaşta bir çocuğu anlamlandırmak bir tık zor geliyorsa sürekli intihar teşebbüsünde bulunan, bu teşebbüsleri ise aile toplantılarında veya bayramlar gibi özel günlere denk getiren bir baba düşünün. Zaman geçtikçe bu korkunç ihtimale alışarak endişeleri hafifleyen çocuklar, alışıldığı için beklediği tepkiyi alamadıkça 'ölmekten' vazgeçerek kendine pansuman yapan ve sıradaki teşebbüsü kollayan bir baba, bunlarla baş etmeye mahkum olan ve asla vazgeçemeyen bir anne. Bu senaryonun uyarlamasını farklı karakterler ve cinsiyetler ile yaşayan biri olarak kitap gözümde kasvetli bir ev ortamından ibaret kaldı, hatta evin kokusuna, ışıklarına, atmosferine vs. tüm okuma sürecim boyunca hakim gibiydim. Ayrıca yazarın anlatımı o kadar iyi ki 20 yaş halimle okurken bile çocuk dünyasından ve bakışından ötesini düşünemez hâle geldim. Öyle saf ve çocuk masumluğunda bir dille yazılmış yani. Okurken sinirlendiren veya birinden dinlesem sempati yaparak delireceğim şeyleri çocuk yaşımda okudum, yapılması mümkün olan tek şey sevilmediği ihtimalini kurcalamak yerine anlamlandırmaya ve mantık çerçevesine oturtmaya çalışmak oluyor. Kitabın sonuna eklediği ve tüm olumsuzluklara rağmen 'böyle kişilere' kızmamak gerektiğini babasının öldüğü yaştan bile yaşlı halinde dahi belirtmesi aşırı buruk hissettiriyor insanı. Duygu değişimleriyle yaşayan, veya ailesine karşı duygusuz bir karakteri çözümlemeye çalışırken fazla gelişen empati ve sempati yetenekleri buna sebep oluyor sanırım. Kızmak veya üzülmek bir yerden sonra sadece yaraya tuz basıyor, bir ebeveyn tarafından sevilmediğimiz gerçeğini kabullenmeyi yediremiyoruz, böylece onların hayatla baş etme yollarını -kötü dahi olsa- kabulleniyoruz. Baba hakkında çok şey yazmak istiyorum ancak kitap zaten kısa, alıntılarım veya örneklerim saçma kaçabilir hâliyle. Doktor ve kahraman babasına bu yaftalamayı yaptığım için küçük Fournier'in affına sığınırım ancak ruhu tamamen hastalanmış biriyle yaşamış Fournier, böyle bir baba tarafından sevilmekten, saygı duyulmaktan medet ummuş. Okurken bunun gereksiz ve boşuna bir uğraş olduğu çok bariz ancak beklentilerimize söz geçiremiyoruz. İyi okumalar dilerim.
Asla Kimseyi Öldürmedi Benim BabamJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20255,2bin okunma
·
46 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.