kitap güzel bir kitaptı ama şahane bir kitap olabilir miydi, olabilirdi
7/10
·112 syf.··
2023 24. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 25 Temmuz 2023 16:26
Narin Yılmazdan okuduğum ilk kitaptı. Kitap güzel, potansiyeli olan bir kitaptı fakat eksik yanları da mevcuttu. Kitap Alin adlı bir yazarın katıldığı bir davette ünlü modacı Ruhi Sezer ile tanışmasıyla başlıyor ve Ruhinin aslında kendi ev sahibi olduğunu da orada öğreniyor. (Tamam, bir tesadüf zaten olacaktı fakat bir yazarın, hayatın akışına dikkat eden, yazdıklarına veri toplayan dikkatli birinin ev sahibini tanımaması ne kadar gerçekçi?) 80 yaşlarındaki Ruhi Sezer birkaç gün içinde asistanı aracılığıyla kendisine ulaşıp buluşmak istediğini söylediğinde adamın bir sapık olduğunu bile düşünerek çekiniyor Alin. Bu buluşmayı neden istediğini sorduğunda geldiğinizde öğreneceksiniz karşılığını alıyor ve bir şekilde ikna olup Ruhi ile buluşuyor. Ruhi, kendisinden ısmarlama bir roman yazmasını istiyor. Alin bunu başlarda istemiyor, ısmarlama bir roman yazma fikri kendisine uzak ve nahoş geliyor. Aklına her yaşlı gibi Ruhinin de bilinmek, sonsuza dek yaşamak isteğiyle bunu teklif ettiği düşüncesi ve klasik "hayatımı anlatsam roman olur" düşüncesiyle bunu istediğini söylüyor bizlere. Ruhi bir şekilde ikna etmeye çalışıyor ve elindeki günlüğü verip en azından incelemesini istediğini söylüyor. Beni etkileyen kısım, kitabın içindeki kitap kısmıydı. Ruhi burada bir terzi çırağı olarak girdiği Madam Marin’in yanında çalışırken tanıdığı Ruhan’a, hayatının aşkına nasıl aşık olduğunu, onun aşkı için kendini nasıl yonttuğunu, nasıl kendi hamuruna şekil verebildiğini; diktiği her şapkayı aslında Ruhan için hayal ederek, onun beğenisiyle nasıl işlediğini ve nasıl başarılı olduğunu anlatıyor. Bu arada 6-7 Eylül olaylarına, 1950lerde Beyoğlundaki atmosferden sınıf farkına uzanan bir inceleme görüyoruz. Kitabın bu kısmında Madam Marin’in yaşadıkları, dokunaklı mektubu en güzel yerlerden birisiydi. Kitaba kaba tabiriyle "zengin kız fakir oğlan" diyeceğiz fakat Ruhi seksen sene Ruhandan başkasını sevmiyor. Onu çok sevdiğini söylüyor fakat buna rağmen çok geç kaldığı şeyler vardı, birçok kişinin dediği gibi pısırıktı. Bu bizi ikircikli bir hale sokuyor. Ruhana sahip olma düşüncesiyle değil,Ruhanın mutlu olması düşüncesiyle onu seviyorum diyor birçok kez. Bu beni sinirden küplere bindirdi. Ruhi bunun sebebi olarak insan en çok aşk karşısında mahcuptur demek istemiş olabilir mi? Bilemiyorum. (spoi içerebilir) Sevemediğim, yavan gelen bir şeyler de vardı kitapta , ne yazık ki... Birinci günlüğünde rüyasında bıçaklandığını gören Ruhi aslında katil olabilir mi? Katil olsa da olmasa da Ruhana yaklaşabilmek için verdiği davetten sonra neden yeniden arkadaşları bağlantısıyla ona yakın olmadı yada en azından bunun için çabalamadı. Neden? Ruhan’ı tünelin sonunda beklediğini söyledi fakat Ruhan’ı çıkartmak için çok geç kalmış gibiydi. Bu aklıma kitabın ortalarında geçen "İnsan, hayallerinde yaşadığı hayatta, gerçek hayattakinden daha çok yoruluyor." sözünü getiriyor. Mesela aslında Nihat Ruhan’ı hiç aldatmamış ve Ruhi onu kıskançlıkla öldürmüş olabilir mi? Kitap öyle birden bitiyor ki, nasıl yani diyorsunuz. Havada kalan şeyler, yazarın kitabı sizin tamamlamanızı istiyorum diyeceği türden bir bitiriş değildi. Ruhinin bir cinayetle bağlantısı olduğunu yazmasını, bunun Ruhan’ın kulağına bir süre sonra gitmesini, aslında masum aşık, aşığı iyi olsun da kavuşmak bile önemli değil diyen Ruhi’nin bir katil olma ihtimali üzerinde gerçekten durabilmesini ve bize ters köşe yapmasını isterdim. Bunun için potansiyeli olan bir kitaptı diyorum, maalesef birçok şey havada kalmıştı. Bir diğer husus ise yazarın kendisiyle karakterini karşılaştırması ve kendisine kitapta yer veriyor oluşu, bu kitabın akışında hiç de gerekli değildi. Ve evet. yine de altı çizilecek çok güzel cümleleri vardı.
kapıyı içeriden kilitledim
Kapıyı İçeriden KilitledimÖzlem N. Yılmaz · Ayrıntı Yayınları · 2017177 okunma
·
68 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.