Herkesin olmuştur hayata dair pişmanlıkları, çok büyük keşkeleri. Durup baktığınız zaman hayata dair kaybettiğinizi hissedebilirsiniz. Artık cümle kurarken "keşke" Sözcüğünü kurduğunuz cümlelerin başına getirmeye başlamışsınızdır. Hayat beklentilerinizi karşılamamaya başlamıştır ve sonunda hayatın anlam arayışına girmişsinizdir. Zihnimizde bir labirent kurarız. Bu labirentte kendimizi mahkum ederiz. Pişmanlıklarımız ve keşkelerimiz zihnimizde kurduğumuz labirentin (aynı köklü bir ağacın ince dalları gibi) yollarını ve dönemeçlerini oluşturur. Kendimizi o sonsuz labirentin içine hapseder ve kayboluruz. Sonrada o yolları ve dönemeçleri kendimiz yarattığımız için kendimizi suçlar ve ölümle yaşam arasında sıkışıp kalırız. En güzel seçimlermizde bile mutsuz olacak bir şeyler ararız. Aslında hayat yapamadıklarımızdan ibaret değil. Hayatın anlam arayışına girerek hayatı anlayamayız. Hayatı anlayabilmemiz için yaşamaya devam etmemiz gerekiyor. Yapamadıklarıma değil yapmak istediklerimize odaklanmalıyız. Yaptığımız her seçim bizi farklı olasıklıklarla dolu bir yaşama götürür. Pişmanlıklarımızdan ders alıp, yaşadığımız anda kalmayı her zaman yeni bir umudun yeni bir olasılığın olduğunu unutmamalıyız. Anda kalmalıyız. Kendimizi hapsettiğimiz o labirentten bile kaçıp kurtulmak isteriz. Halbuki Kaçıp gitmek istediğimiz yerin kaçıp gittiğiniz yerle aynı olduğunu sonradan anlarız. Hayatta kötü deneyimler yaşadık diye bütün deneyimleyeceklerimizin kötü olması gerekmiyor. Hayatın bazen tuzak gibi gelmesi aslında zihnin oynadığı bir oyun. Anlamlandırabilmemiz için bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor. Nora nın en büyük şansı Gece Yarısı Kütüphanesi. Bizim gece yarısı kütüphanemiz yok. Kendi labirentinizden ancak bakış açınızı değiştirerek çıkabilirsiniz. Eğer Araftaysanız unutmayınki hayata dair öğrenmenin tek yolu yaşamak.