·160 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Temmuz 2023 22:17 London'ın, 1906 yılında yazdığı Adem'den Önce "yazılmış en ilkel hikaye" niteliğini taşıyor. İlk kezde 1907 yılında bir dergide seri olarak yayınlanmış.
Milyonlarca yıl önceki atalarının yaşadıklarını görebilen modern dönemde yaşayan bir çocuğun gözünden, başından geçenler anlatılıyor. Daha doğrusu rüyalarında başından geçenler anlatılıyor. Bunları geçmişe giderek değil de rüyasında görüyor ve rüyasında geçmişe gidiyor.
Öncelikle kitap ilk başlarda tam olarak anlaşılmayabilir. Jack London, insanın insan olmadan önceki yani milyon yıllar önceki durumu hakkında bir hikaye anlatıyor.
Kitapta üç farklı türden bahsediyor. Burada bahsettiği en gelişmiş türü, ben insan olarak tanımladım. Bu üç tür arasındaki mücadeleleri ele almış ve bu türler arasındaki üstünlüğün ateşi kullanan ve yönetende olduğunu göstermiş. Bu üç türün en az gelişmişi önce ağaçta yaşıyor. Sonra yavaş yavaş keşfe çıkarak mağaralara geçiş yapıyor. Ateşi buluyor ya da ateşi bir şekilde fark ediyor. Ancak bu 3 türün kendi arasında girdiği yarış yeri geliyor katliama dönüşebiliyor aynı insanlar gibi.
İnsanların avlanmaları, yeme içmeleri, üremeleri gibi birçok başka hususta bilgiler veriyor. Yer yer aileye, arkadaşlığa, aşka bile oldukça başarılı bir şekilde değinmiş. Aslında ilk insanlarla değişen ve değişmeyen yönlerimizi gözler önüne sermiş. Asla değişmeyen yönlerimiz olduğunu söyleyebilirim. Modern insanın bu zamana gelirken nasıl zorluklar çektiğini, nelerle mücadele edildiğini, cehaletin her dönem hüküm sürdüğünü, diğer canlılarla aramızdaki hakimiyet mücadelelerini yazar çok başarılı bir şekilde yansıtmış.
Sade ve akıcı bir dille kaleme alınmış. Hikâye çok sürükleyici. Bazen kendinizi nehirde yüzerken buluyorsunuz, bazen daldan dala konarken ve bazen de yırtıcılardan kaçarken. Ben okurken keyif aldım.
London, Âdem’den Önce’yi kaleme alırken Stanley Waterloo’nun 1896’da basılan "Story of Ab(Ab’ın Hikâyesi)" romanından etkilenmiş. Bu durumu, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul ederek itiraf etmiş. Fakat ilkel insanın evrimi düşüncesinin kendisine ait olduğunu iddia etmiş. İki eser karşılaştırıldığında, eleştirmenlerin ortak görüşü, Waterloo’nun metninin bir hayli uzun ve sıkıcı olmasına karşın London’ınkinin son derece akıcı ve sürükleyici bulmuşlar.
Ayrıca yıllar boyunca ABD’de antropoloji eğitimi veren üniversitelerde yardımcı kitap olarak okutulan bir eserdir.
Keyifli okumalar...