·560 syf.··Beğendi
···Okunma: 01 Ağustos 2023 12:37 "Bu kitap bir bıkkınlıktan doğdu. Benim bıkkınlığım ve bir kıtanın bıkkınlığı."
Tarihi adım adım gezdiğimiz, gezerken kâh edebiyatıyla, kâh siyasetiyle, kâh sosyal hayatıyla tanıştığımız bellekli bir eser.
Yazarların birbiri hakkındaki dedikodularına da denk geliyoruz. Çünkü olup bitenleri açığa çıkarıyor her bir yazar. Bunun aksine, politik bakımdan aynı düşüncede olmayıp, diğer yazarları kendinden daha iyi görenler de mevcut. O halde 'siyaset ve politika edebiyatın merkezinde' sonucuna çok net varabiliyoruz (ne kadar Amerikalı yazarlardan bahsetse de dünyanın her yerinde aynıdır bu durum).
50 yılı aşkın bir süre önceki söyleşiler olsa dahi geçerliliklerini koruyan fikirler mevcut. Edebiyatın tam ortasında egemenlik kurmuş olan politika didaktik olmaktan da kaçamıyor. Sanat ile propagandanın kesiştiği bir noktadır bu da.
Çok sevdiğimiz hatta sonu kötü bitip başyapıt durumundaki eserler bile bir sürü düzeltmeye maruz kalmıştır. Böylelikle edebiyat yapıtları vasatlıklar fihristi olmaktan çıkıyor.
Kitapta Guillermo Cebrera Infante'nin, kalemin ve kılıcın gücünün fallik dönemden geldiğini söylemesi dikkatimi çok çeken bir yargıdır. Gelişim psikolojisinde her bir davranışı çocukluğumuza indirgediğimizde kişiliğe ulaşıyorduk. Fakat bu iki unsurun o dönemle ilişkili olduğu ve eyleme dönüştüğü, edebiyat-politikanın sofrasını çeşitlendirmektedir diyebiliriz.
'Kapanda Üç Kaplan' ve 'Yüzyıllık Yalnızlık' eserlerinin kitapta bahsinin geçmesi de bende merak uyandırdı.
Hoş ve hararetli sohbetler içeren bu eseri tekrar okuyup sindirmekte fayda var. Latin Amerika ve döneminin tüm olaylarının aksedilmesi kitabı biraz tarihi olarak kategorize etmekten alıkoyamamıştır.