Puan vermedi·536 syf.····Okunma: 01 Ağustos 2023 15:18 Yıllar önce siyer yayınları içinde İhsan Süreyya Sırma'nın Mekke ve Medine Dönemi şeklinde iki kitap halinde yayınladığı kitaplarını okumuştum. Şimdi Yusuf Kaplan'ın 100 adet seri şeklinde tavsiye ettiği kitaplar içerisindeki 2 ciltten oluşan bu kitapları okumak nasip oldu.
Kitapta (1. ve 2. ciltler) yaşanan olaylar kronolojik olarak sıralanmış ki siyer zaten bir şekliyle biyografi . Yaşanan olayların okuyucunun göz önünde canlanması için gösterilen hadislerin ve kaynaklarının da sağlam olduğu kanaatindeyim ( bu işin ehli okurseverler hadislerin râvî ve eserleri üzerine ayrıntılı çalışma yapabilir varsa eksik veya fazla bir husus bu incelemenin altına uyarılarını alıntı ve kaynakları ile paylaşabilir)
İlgi alanı içine bu tür dini yayınlar girenlerin veya genel kültürünü attırmak için okuyanların çok iyi bilecekleri gibi Nebî Muhammed (sav) ve ilk sahabe dönemi olarak bilinen Mekke Dönemi çile dönemi olarak bilinir. Hani bir bahçeniz vardır, toprağa tohumları serpiştirir, dikersiniz, kimisi tutar filizlenir, kimisi rüzgar, yağmur, kar vb. iklim nedeniyle sesini, rengini belli etmeden çekilir toprağın derinliklerine... Sonra o filiz veren üzerine yoğunlaşır, gözleriniz aydınlanır her gördüğünüzde, bin bir özenle onun yetişip büyümesi için gayret sarf edersiniz, onu çevrenin, doğanın zararlarına korumak için gözünüz gibi bakar, gizlersiniz bir örtüyle. Aman nazar değmesin diye lafını etmezsiniz belki de. Mekke Dönemi böylesi bir dönem. Mekke Dönemi toprağa ekilen tohumların filizlenip çiçek açmaya durduğu dönem. Mekke'de ganimet, rant yok. Bu nedenle saf altın değerinde bu dönemin sahabeleri. Mekke sahabelerinin bir kısmı fakir, esaretten bir kurtuluş ümidiyle Nebi (sav) etrafında toplanırken, esareti altında oldukları sahiplerinin sunduğu Nebi (sav) reddetmelerine karşı işkenceden kurtulma arasındaki tercihleri nasıl bir iman üzerine olduklarını göstermeye yeter. Yanlarında iman eden dönemin zengin sahabeleri ise elinde ne var ne yok bu ilk dönem müslümanları ve ilahi davanın tüm insanlığa bir adalet, huzur getirmesinin başlangıcı, bir mihenk taşı olması için harcıyor.
Beni asıl etkileyen Medine Dönemi olmuştur. Lafın başında demiştim siyer olarak ilk İhsan Hoca'nın kitaplarını gençlik yıllarımda okumuş etkilenmiştim, ANCAK bu kitapta başka kapıların zihin ufkumda açıldığını, manevi olarak zihnimdeki boşlukların dolduğunu fark ettim.
Başta Nebi (sav) olmak üzere sahabenin yokluk ve varlık zamanında hayata karşı aynı duruştaki gayretleri, bazı zayıf imana sahip sahabenin Medine Devleti'ye kazanılan bir kimlik, savaşlar, zaferler, ganimetler sonrası ayaklarının kaymasına neden olacak söz ve davranışlarına karşı Allah (cc) ve Nebi (sav.)'in uyarısı ile hemen kendilerine gelip uyanmalarından alınacak çok dersler var.
Somut bir şeyler söylemek gerekirse Mekke'nin hemen 150 km güneydoğusunda bulunan, sert kayalıklar ve kaleler ile korunaklı hale getirilmiş ve coğrafyası ve iklimi kadar sert insanları olan şirkin kalesi durumundaki Taif'e sefer yapılıyor, Taif yolu civarında bir vadi, geçiş güzergahı Huneyn'de müşrik ordusu mağlup edilip elde edilen, gözlerin idrakinde zorlandığı ganimetin taksiminde nefisler devreye giriyor. Nebi (sav) ganimetlerini dağıtmayıp ( 10-15 gün ) bekleyince sahabeler arasında homurdanmalar başlıyor " ganimetler neden dağıtılmadı, ona verdin ama ben almadım, adaleti gözet..." vb. Bu anlar yaşanırken Allah (cc) ayetleri ile müslümanları uyarıyor dünya hayatını ahirete tercih etmeyin diye. Bilahare bu ganimetlerin çoğu elde edildiği Taif halkına iade ediliyor müslüman olmalarına karşılık ve seferden Medine'ye geri dönülüyor. ( Bu kıssadan hisseyi dünyada elde edilen ganimeti , serveti biriktirmek yerine fakirlerin, acizlerin kırık gönüllerini almak, haset bakışlarını kırmak için bol bol sadaka vermek gerektiği şeklinde almak gerek sanki. )
Bir başka örnek bir sefer sonrası yine ganimetler dağıtılmış, Nebi (sav) kızı Hz. Fatıma kendisine ve çocuklarının kollarına gümüş bilezik (bugünün Trabzon - Adana Burması veya beşibiryerdesi gibi düğünlerde gösteriş ve sınıf göstergesi sayılan metâlar) takmış. Nebi (sav) ev ahalisinin bu haline görünce kızına "derhal o kolundakini çıkart, yoksa sen ahirette görmek istediğin zenginlik ve malı dünyada mı görmek istiyorsun " şeklinde uyarıyor ve hizmetçisi Hz. Zeyd'e gümüş bilezikleri pazarda satıp yerine kemikten yapılma (ucuz) bilezik almasını istiyor. (Gardrobumda bulunan on çeşit farklı renk ve markalarda pamuk tişörte, yedi sekiz adet filanca marka pantolona, ayakkabılıktaki her biri asgari ücretin beşte biri değerinde beş çift ayakkabı gözlerimin önüne geliyor... " abi normalsin, kasma, asgari ücret en az yirmibeşbin olmalı" eleştirileri altında, ama her hâlükârda şükretmek lazım)
Kitapta buna benzer ayrıntılı birçok örnek mevcut. Bu hayatta hiç bir şey için üzülmeye değmeyeceği, ahiret inancı olanların bu dünyada zenginliğin yanında fakirliğin, sağlık yanında hastalığın her zaman olacağı (ayet ile sabit), günümüz koşullarındaki ekonomik sıkıntılar, salgınlar, afetlerin birer imtihan vesilesi olduğu yönünde insanların tetikte olmasına dair, genel motivasyonunu arttırıcı örnekler, yaşanmış hikayeler bolca mevcut. İnsan"ben iyiyim, kimseye kötülüğüm yok, elbette cennete bir şekilde gideceğim" diye ümitleniyor, ancak sahabe ile karşılaştırıp yaşantımıza baktığımızda ipin ucundayız sanki. İyi olmak yetmeyebilir maalesef !