Bir yerde okumuştum. Söyle diyordu : En çok tanımadıklarımızdır düşman olduklarımız. Günümüze baktığımızda bu sarf edilen bu sözün ne kadar doğru olduğu göreceğiz sanırım. Bizler tanımadan etmeden, empati kurmadan düşman oluyoruz birilerine. Bu birilerini de hiç tanımadan üstelik. Varolan ideolji, hakim mantalite neyse ona uygun davranıp sürüye katılıyoruz. Ve belki de sırf bu yüzden en büyük düşmanlar biziz. Kendi içsel düşmanlığımizin eserini karşı tarafa yüklüyor ve işin kolayına kaçarak sıvıșıp geçiniyoruz. Evet aslına bakacak olursak suçlu olanlar belki de bizzat bizleriz.
İbrahim Kalın'ı hep merak etmişimdir. Bana göre ülkedeki önemli entelektuellerden biridir. Hal böyle olunca medyadaki soyleyislerinden, verdiği röportajlardan ziyade kendisini okumaya karar verdim ve okudum.
Yazar İslamofobi adlı bu eserini bir değer birikimli yazar olan John Esposito ile beraber kaleme almıştır. Kitap isminden de anlaşılacağı üzere İslamın çeşitli çevrelerce nasıl algılandığını nasıl dışlandığını bizlere anlatmaktadir. Kitap akademik makaleler ile ilerlemektedir. Bu makaleler çeşitli yazarlar tarafından ele alınmış olup kitaba renklilik katmış kanaatimce. Farklı kişiler tarafından ele alınan bu makaleler konuyu oldukça zenginleştirmistir. Gelin birlikte kitaba bir göz atalım.
Kitabın ana temalarından biri medya. Medyanın İslami ele alış biçimi derin derin işlenmiş olup yerinde eleştirilmistir. Zaten medyanın gücünün ne derece etkili olduğunu çoğumuz bilmekteyiz. En basitinden komedi diye bize angaje edilen bazı şeylerde bile farkında olmadan bilincaltimizda bazı şeyleri düşman ilan edebilmekteyiz. İşin kötü tarafı bu argümanın bilinçli olarak kullanılagelmesi. Hani bazen reels videolar olur ya. Sarıklı cuppeli beyaz fistan giyen biri Avrupa'nın bir yerlerinde elinde çanta ile gezer ve gelişigüzel çantayı bir kafeye atar, arabanın içine atar, ya da yolda yürüyen birilerinin önüne atar. Durum karşısındaki kişiler korkudan etrafa kaçışırlar. Hepimiz güleriz o esnada o kaçışlara. Bazen kahkaha atarız. Burdaki maksat giyim kusamin algıya olan etkisi. Beyaz fistanlı kişi Araptır. Arap olmanın yanı sıra işid militanidir. Elindeki çanta ise bombadir. Bu şekilde insanların bilinçaltında giyimden dolayı yanlış algılar yaratılmaktadir. Üzüntü verici bir durum olmasına rağmen bizler gülüp eğleniyoruz. Halbuki insan ayrım ayrıntıyı iyi yapmalı. Ha bu arada o şaka bana yapılırsa ben de korkudan kaçarım. Demek istediğim bunun medya eliyle yansıtılması ve desteklenmesi. Bu yönüyle fistan giyen Arap görünümlü totalde Müslüman olan gurup hedef alınır. Onlar teröristtir ya da terörist olma ihtimali vardır algısı beynimize bi guzel işlenmektedir. Ayni şeyi karikatürlerde de görmek mümkün. İslam peygamberinin karikatürize edilmesi bence abesle iştigaldir. İslam peygamberini savunduğum için değil. Bazı değerler vardır ve bu değerler çok ehemmiyet taşır. Kişi kalkıp söyle diyor. Anam babam sana feda olsun. Böylesi bir değerin karikatürize edilip medyada lanse edilmesi özgürlük anlayışıyla ele alınamaz. Bu kutsal olana tecavüzdür. Ayni şey Hz.Isa için de geçerli Hz. Musa için de geçerli. Bir kişi kendi kutsalına dokunulmasını istemiyorsa dokumulmamasi gerekir yani. Bu kadar basit. Erdoğanin, Saddam'in, Esed'in, Kaddafi, Muhammed bin Selman'in karikatürize edilmesinden ötürü protesto gösterilerine şahit oldunuz mu. Lakin mesele İslam peygamberi olunca durum değişiyor. Ülke yönetimlerinden tutun da ülke halklarına kadar çoğu kişi protesto ediyor. Demek ki burda çok önemli bir ayrım vardır ve bu ayrıma riayet gösterip dikkatli davranmak güzel olan duyguya tekabül eder. Peki medya bu tür şeyleri niye yapıyor. Ya da kastı var mı. Arka planda çalışan bir beyin bunu nasıl destekliyor. Şunun için olabilir mi acaba. Biz medyayı bu şekilde kullanacak olursak protestolar olur, sonra şiddet olur, sonra da evet bakın Müslümanlar dediğimiz gibi siddetsever bir inanisa sahip algısını güçlendirmek için mi? Etki-tepki yasası. Bana göre mantıklı olan bu yasa. Bu yüzden medya bu şekilde kullanılıyor. Aksi halde ilk protestodan sonra aynı şey yapılmaz. Ama sürekli medya bu şekilde yönlendiriliyorsa orda durup düşünmek bence daha akıl karı olsa gerek.
İslamın Batı karşısında düşmanlasmasinin ya da dusmanlastirilmasinin bir diğer nedeni de sovyetlerin çöküşü olabilir görüşü de kitaba dahil olmuştur. Bir cia tarihi adlı kitapta sovyetlerin cokusunden sonra ABD'li bazı yetkililerin iyi de biz şimdi kiminle mücadele edeceğiz yazdığını okumuştum. Gelen yanıtlardan biri de radikal İslam. O zamanlarda radikal İslam denen şey yoktu. Ama yaratıldı. Çünkü devletlerin mücadele etmesi gereken yapılar daima olmalıydı yetkililere göre. Sovyetlerin dağılmasından sonra da en gözde düşman tabi ki de radikal İslam oldu. Ve radikal İslam sürekli pohpohlandi. Afganistan'da Pakistanda ırakta vs vs..
Islamofobinin yayılmasının en büyük nedenlerinden biri de Batı'nın, İslam'ın Batı medeniyetiyle uyumsuz olduğu görüşüdur. Aslına bakacak olursak bu argüman nispeten haklılık barındırıyor. İnanclar arasındaki farklılık uyum konusunda biraz sorun çıkarabilir. Lakin Batı medeniyetinin bu uyumsuzluğu giyim kusama bağlaması, yemeklere bağlaması, eğlenceye bağlaması kabul edilemez. Bir insanin özelde bir kadının kapalı olması nasıl bir uyumsuzluk yaratır ki. Ve Batı sürekli kendisini özgürlükcu addederken. Kitapta buna deginilmis ve Batı düşüncesi eleştirilmistir.
Pek tabi 11 Eylül saldırıları İslamofobinin azmasinda dönüm noktasıni teşkil eder. Uygar ve özgürlükçü olan bir ülkeye teröristlerce saldırıda bulunuldu ve Müslümanlar o günden bu yana şeytanlastirildi. Bunu ben söylemiyorum. Kitap yazarının kendi görüşü de değil. Bizzat istatistikler bunu gösteriyor. 11 Eylül saldırıları sonrasında topluma yöneltilen sorulara verilen cevapların istatistikleri ortada. Ve bu istatistikler bizzat mevzu bahis ülke tarafından yapılan istatistikler. Bu istatistiklere göre 11 Eylül olaylarından sonra Müslüman bir komşuya sahip olma isteği oranı düşmüş, aynı uçakla yolculuk yapma isteği oranı düşmüş vs vs gibi tavır değişiklikler istatistiklere yansimistir. Bi gurup teröristin yaptığı eylemden ötürü tüm Müslüman alemi etkilenmiştir. Ve bu etkilenme sürekli gündemde yerini korumuştur. Kitaptaki güzel örneklerden biri de şöyle mealen. Amerika da meksikada uyuşturucu kartelleri yüzünden işlemekte olan cinayetler görmezden gelinip terörize diye siniflanmazken dünyanın herhangi bir yerinde bir Müslümanın cinayet işlemesi alttan alta terörize eylem olarak yansıtılmaktadir. E wala haklı. Çok haklı hatta.
İslamofobi sadece ABD de yaygın bir davranış değil. Avrupa İslamofobinin en yoğun yaşandığı yerlerden biri olmuştur. Ha bu algının oluşmasında bizim ülkemizin de katkısı varmış. Türkiyenin AB'ye üye olması durumunda kültürün değişeceği korkusu varmış Avrupalilarda. Bizler nüfus olarak daha yoğun büyüyoruz ya. Buna da bağlıyorlar. Ve ülkemiz insanının istilaci olarak görülmesi de cabası. Bir fıkra mi bilmiyorum ama yerinde bir fıkra. Osmanlı viyana kapılarina gelmeden önce bir nehir kenarinda ordu dinlenmeye çekilir. Bazı Osmanlı askerleri nehir kenarında dişlerini fırçalar. Bunu uzaktan gören Avusturyalilarin habercisi koşarak şehre gelir ve şöyle der. Kaçın canınızı kurtarın. Osmanlılar nehir kenarında dişlerini sivrilestiriyorlar bizi öldürüp sonra yiyecekler fıkra ya da gerçek. İstilaci algısinin kokeni aslına bakacak olursak baya baya geriye gidiyor.
İslamofobinin yayılmasında sanatın rolü de çok önemli. Çekilen filmlerde çizilen karikatürlerlerde Müslümanlar öcülestiriliyor. Hatta bu durum edebiyata dahi yansımış durumda. Kitapta bu durum da ele alınmaktadir.
İslamofobinin ortadan kalkmasi temennisinde bulunuyorum. Lakin bu durumda Müslümanlara da çok büyük görevler düşmektedir. Böylesi bir fobinin oluşmasında elbette ki gerçek ve yerinde nedenler de vardır. Son yıllarda gözle görülür ölçüde terörist eylemler söz konusu olmuştur. İslam aleminin gerek hükumetlerce gerekse halklar bazında bu tür eylemlerin karşısında olması gerekir ve bunu deklere etmesi gerekir. Yerinde bir eğitim ile insanlar İslam'ın nasıl anlatılması gerektiği konusu ele alınmalı. İslamın İslam dışında olan uygulamaları mantık çerçevesinde düşünülüp reddedilmeli. Kadınlara verilen değer konusunda bi hayli yol kat edilmesi gerekir.
İyi okumalar /Esenlikle