Epeydir öykü kitabı okumuyordum, iyi geldi bana. İlk üç dört öyküde pek bi' anlaşamadık kitapla ama Muhallebi Yemeyen Adam ile birlikte aldı götürdü beni Ömür Bey yine. Üstelik bazı öyküler birbiriyle bağlantılı olduğu için bağ kuramadığım ilk öykülerle de barıştım sonradan, karakterleri tanıyıp sevince. Gündelik hayatın içinden sıradan şeylere dair sıradan öyküler okudum yine, anlatımı da - çoğunlukla - güzeldi. Keyifle okudum.
"Adı Dünya Bu Hastalığın" adlı öyküden bir alıntı bırakayım, öykülerin tamamını daha iyi açıklayan bir cümle olamaz gibi geliyor bana çünkü.
"Öyle saçma sapan, öyle sade, öyle sıradan güzelliklerle çevriliydi ki hayatımız, örnek vererek anlatamıyorum. Biraz da basit, uyduruk şeylerdi aslında, ne yaşarken ne de anlatılırken hiçbir özelliği olmayan şeyler..." (sayfa: 112)
Bir de nostalji takıntısı olan biri olduğum için sanırım, şu cümleyi çok sevdim: "... çocukluğunda var olmayan lezzetleri sevmiyor." (sayfa: 93)