Kumsala uzanıp gökyüzüne uzun uzun bakmayı severim, bazen de kürekli bir sandalla açılıp sandalın içinde yatarak izlerim gökyüzünü ve ne zaman bunu yapsam kendimi bir "hiç" olarak görürüm. Bu his o kadar kuvvetlidir ki, siz buna mavi deyin.
Bu kitabın kahramanı faşizmin yükseldiği dönemde, ki ben hiç düşüşe geçtiğini görmedim, kendini nihilizmin kollarına bırakarak hayatın içinde zerre zerre yok olan bir adamdır.
Biz dünya üzerinde kendi haline bırakılmış bir türüz. Anlam arıyoruz tüm anlamsızlıklar içinde. Kuralsız yaşamamız gerekirken kendimize uydurma ahlaki kurallar koyuyoruz.
Neyse ki gök hala mavi.