Kitaba kapağından ve yazılarda kullanılan puntodan ötürü ön yargılı bir şekilde başladım. Kitabı pek beğenemediğimi söylemek istiyorum. Okuduğum diğer yazarlara kıyasla bu yazarın üslubu bana kaliteli bir kitap okuyormuşum hissi veremedi.
Kitap bence olması gerekenden daha uzundu. Bazı paragrafların sürekli kendini tekrarladığını gördüm ve bu insanı sıkıyor. Yazarın üslubu bir acemininkine benziyor ya da en azından ben öyle görüyorum. Kitabı okurken sanki bu kitabı 13-14 yaşlarımdaki ben yazmışım gibi hissettim.
Kitap akıcı olmasına rağmen insanları merakta bırakacak ya da bir şekilde insanların okumaya devam etmesini sağlayacak ögeler neredeyse hiç yok gibiydi diyebilirim. Bu yüzden kitaba ara verdiğimde yeniden başlamamdaki sebep sadece kitabı bitirmek ve sonunu görmek olmuştu.
Ele alınan konu aslında çok güzel ve kitaba bu puanı vermemdeki asıl sebep ele alınan konu oldu. Otuzlarında bir adamın kanser olduğunu ve kısa bir süre sonra öleceğini öğrenip daha sonra şeytanla tanışması ve hayatını bir günlüğüne uzatabilmesi için insanların en çok kullandığı eşyaları dünyadan silmesi ilginç geldiği için kitaba başladım. Keşke olay örgüsü ve üslup da konuyu destekleyecek biçimde güzel olabilseydi diyorum. O zaman kesinlikle daha yüksek bir puanı hak ederdi.
Kitapta sorulan sorular ve eğer saat, çikolata, telefon ve kediler olmasaydı insanların hayatında neler olacağı soruları çok güzel sorulardı. Ama maalesef bu sorular güzel bir şekilde işlenmemişti. Kitapta insan hayatında neler değişirdiden daha çok bu aletlerin insanlar için önemi ve günümüzde insanların ne şekilde kendilerini bu aletlere bağladığı ortaya konulmuştu. Bu da kitaptan tatmin olamamamı sağlayan etkenlerdendi.
Yazar sürekli araya kendi düşüncelerini katıyor ya da sürekli bir şekilde adamın anılarını tekrara koyuyordu. Anıları sürekli koymanın kitapta pek bir anlamı olmadığını düşünüyorum şahsen. Eğer bu bir film veya dizi olsaydı kahramanların hangi anıları anımsadıkları flashback yapılarak sürekli tekrarlanabilirdi ancak kitapta okuyucu zaten anıları bir şekilde anımsayacaktır.
Son olarak kitapta duygu hissetmedim. Yazar bir ölümü veya aile ile geçirilen bir günü anlatırken okuyucuya duygu hissettirmeli, onu üzmeli veya mutlu etmelidir. Ancak ben hiçbir duyguyu hissetmedim. Duygu hissetmediğimden dolayı da yazarın vermek istediği mesajları tam olarak alamadım ve mesajlardan etkilenmedim. Beni otomatik portakal kadar veya diğer okuduğum kitaplar kadar etkileyemedi.
Kitabı eğlenmek için okuyacaksanız okuyabilirsiniz ama pek tavsiye ettiğimi maalesef söyleyemeyeceğim. Bu bir kitap yerine bir film olsaydı herkeste iyi bir etki bırakacağına eminim.