Gönderi

10/10
·416 syf.··
2023 12. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 22 Temmuz 2023 00:00
Herkese merhaba. Çok severek okuduğum, akıcılığıyla bir solukta biten, kadınların kendine olan güvenini güçlendiren muhteşem bir kitabın yorumuyla karşınızdayım. Kahramanımız Elizabeth Zott. Biliminsanı Elizabeth Zott ama 1952’lerde kadınlar nasıl biliminsanı olabiliyorsa o da o kadar biliminsanı… Hastings Araştırma Enstitüsü’nde çalışan Elizabeth ihtiyacı olan beheri almak için Calvin’in laboratuvarına gider. Kini ve zekiliği ile ünlü Calvin, kendine ait laboratuvarında rahatsız edilmekten hiç hoşlanmaz bu yüzden Elizabeth’in izinsiz bir şekilde girip beherlerini alıp çıkması onun için büyük bir olaydır. Hatta diğer çalışanlar bu kin yüzünden Elizabeth‘in işinin son bulacağını konuşmaktadırlar. Fakat konuşulanların aksine Elizabeth ve Calvin küçük bir kaza sonucu birbirlerine güçlü bir bağ ile bağlanacaklardır, hiç kopmayacak bir bağ… Altı yıl sonrasına gidersek, bekar bir anne Elizabeth. Kendini ‘Altıda Akşam Yemeği’ni sunarken bulur. Ama bu program bildiğiniz yemek programlarına benzemiyordur, kadınların yemek yapmanın dışında da bir hayatları, hayalleri olduğunu ve bunları gerçekleştirmek için tüm gücün kendi ellerinde olduğunu gösteriyordur. Elbette Elizabeth’in her sözü toplumun ataerkil yapısına rahatsızlık veriyor ve tabi ki Elizabeth’in ilerlemesine de ket vuruyordur. Elizabeth hiçbir zaman ortalama kadınlar gibi olmadı, onun için hayat kadınların ve erkeklerin eşit bir şekilde yaşamasına dayanıyordu hatta aksi düşünülemez uygulanamazdı. Kadınların kendilerini yok sayıp erkekleri yüceltmesini ise anlayamıyordu haklı olarak. Başarısı, mücadelesi, diğer kadınlara örnek oluşuyla kalbime taht kurdu Elizabeth. Ve Altı buçuk, ne kadar tatlıydın, sahibini koruma sahnen muhteşemdi. Kitabı mutlaka okumanızı, okutmanızı tavsiye ederim…. bibliyofil okuur ile çok güzel bir grupla okuduk kitabımızı. Eşlik eden herkese çok teşekkür ederim. #alıntı Madeline’e göre uyum sağlamak her şeyden önemliydi. Elinde çok sağlam bir kanıt vardı: Annesi asla uyum sağlamamamıştı ve başına gelenler ortadaydı. Elizabeth sanki onca pirinç tarlası varken Çin’de çocukların nasıl aç kaldığını sormuş gibi baktı ona. “Cinsiyet ayrımcılığı,” diye cevap verdi daima kulağının arkasında ya da saçında taşıdığı iki numara kurşunkalemi alıp masaya sertçe vurarak. “Ama aynı zamanda çıkar politikası, kayırmacılık, eşitsizlik ve genel adaletsizlik.” Tenis ayakkabılarını alırken aşkın tanımının tam da bu olduğunu düşündü. Birisi için değişmeyi gerçekten istemek. En yanlış zamanda en yanlış şeyi söylemek de belli bir yetenek gerektiriyordu herhalde. Biri gebe kalma konusunda kafası karışık görünüyor, diğeriyse başka pek çok kadın gibi, kendi cinsiyetinden birini alçaltmanın erkek üstlerinin gözünde kendisini yücelteceğini sandığı için ona ayak uyduruyordu. Daha kötüsü, bu mantıksız konuşmaların tümü bilime adanmış bir binada gerçekleşiyordu. Aptallar, aptallıklarını aptallıklarından ötürü fark etmiyor olabilirdi belki ama tipsizler tipsizliklerinin farkında olmalıydı çünkü aynalar vardı. Kısacası kadınların erkeklerden düşük görülmesi de erkeklerin kadınlardan üstün sayılması da biyolojik değil, kültürel.
Bir Kimya MeselesiBonnie Garmus · Altın Kitaplar · 20233,980 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.